AŞK
Psk. Dr. Meral Aydın
Freud sadece bize bırakmamış hep diyorum ya başlamış ama sonraki bakacağımız yerleri ve tanımlarını da bir yandan koymaya da hep çalışmış orada kalmamış bazı klasik psikanalistler Freuddan Freudcu olup hala cinsellik de öpipal çatışma da babasını kıskanıyor da ötekini bilmem neydi de ay terapistine aşık olmuş muydu da bir nesne ilişkisi bağlamında değerlendiremeyecek bir yerden bakabiliyor o aşk başka bir aşk cinsellik değil ama Freud o zamandan bunun altyapısını çizmiş hazzın ötesinde kitabıyla bunun girişini yaptı.Size bununla alakalı bir sunum yapmıştım saldırganlıkla ilgili aslında onun dediği ve Mastersonun nesne ilişkilerine nasıl farklı baktığını da anlatmıştım şimdi onun sistemine göre bir kişilik sistemi olarak psikanalizi tarif ettiğimde içgüdüleri en başa koyuyor yani içgüdülere göre hareket ederiz diyor öyle bir otomatik dizaynımız var ve temel ihtiyaçlarımız var bir içgüdüsel yönelimimiz var ama bu sadece fiziksel ihtiyaçlar ya da cinsel ihtiyaçlar değil bunu zamanla göreceğiz id dediği şey yani içgüdülerin bendeki talepleri arzuları benim direkt açlığımı cinsel ihtiyaçlarımı şuan yapmak istediklerimin hemen yapmak hemen yapmaya yönelmekle ilgili baskım aslında bu hayatta kalmaya yönelik sağlıklı da bir baskı kendimizi geciktirme erteleme kapasitelerimiz çok olsaydı kendimize bakmayıp hastalanırdık ölürdük beynimizi kapatırdık aa bu kadar da yeter deyip düğmeye basabilirdik ama öyle bir şeyimiz yok dizaynımız hep daha çok onu istemek daha çok varolmak çünkü insan kendini var eden bir varlık ben beynimi kullandığım geliştiğim sürece beynim daha aktif ve kapasitesi oluyor kullanmadığımda ölüyor zaten demans oluyor çok travmatize ettiğimde bakmadığımda duygularımı onarmadığımda yine demans oluyor hafıza sistemlerimin bağlantıları kopuyor aşırı anlamlandıramadığım uyumlanamadığım izole ya da yalnız kaldığım bir dünyada dissosiye oluyorum bağlanamıyorum dış gerçekliğe beynim kapanıyor zarar görüyor arkadaşlar dolayısıyla bu talepkarlık o açıdan önemli ve idin arzuları ihtiyaçları tam da bu şuan neye ihtiyacı varın alarmları ve kişiyi buna yönlendirmesi ve bunu nasıl tatmin edeceğiyle ilgili bir şeyi düşünmekle ilgili tatmin olmak ona ulaşmakla ilgili arzuları burada Freud cinsellik şeyinden çıkıp artık egoyu koyuyor farkındaysanız yani kişinin kendi yargı değer sembolizasyon anlam üretme ve kendisi ve dış gerçekliği değerlendiren ayrı bir yapı ona göre karar veren bir yapı yani sadece dürtülerden ibaret değil içeride dürtüler içgüdüleri alıp işlemleyip dışarıyla dış gerçeklikle bakan değerlendirip ona göre yöneten bir unsur var diye ortaya çıkan egoyu sisteme koyuyor ve bunun üstüne başka bir şey daha koyuyor medeniyet dediği şey toplumsal baskı toplumsal değerler toplumsal beklentiler işte cinsel olarak babayı geçme anneye ulaşma vs. onun içine koydu süperego diye bir şey oluşturuyor yani birincil nesnelerimizin ya da kendimizin ihtiyaç duyduğumuz nesneler dışında diğer nesneler toplamı ve onların gerçekliği o zamanın o bağlamın o sistemin kabul edeceği edemeyeceği gerçeklik sistemleri ego bütün bunları yönetip oluşturup bir algı dizgesi oluşturuyor diyor yani nörobiyolojik olarak kendini simgeleştirdiği bir yönelim yaptığı dışarıdaki eylemlerini belirlediği bir şey bu gelirse bu hareketi yaparım bu olursa şunu olurum diye otomatikleştirdiği savunmalarımızı anlatıyor aslında sonra Anna Freudun tariflediği bu algı dizgelerimiz egonun savunma işlevleri arkadaşlar buna göre böyle yapıyorsun bu olunca böyle tepki veriyorsun gibi ve bunun karşısında dış bir olgusallık var dışarıda bütün bunların dışında ayrı bir dış olgu var kontrol edemeyeceğimiz tam olarak bilemeyeceğimiz her anda değişebilen herkeste aynı olmayan şimdi ben aynı tepkiyi sevecen bir kızım herkesi sevmeye çalışıyorum şimdi e adam katil beni kesecek şimdi ne yapabilirim ki ben onu ne kadar seversem seveyim götürüp kesecek beni yani burada da böyle bir olgusallık var bunu da koyuyor sisteme aslında şuanki nesne ilişkilerinin altyapısını da bir yandan hazırlamaya çalıştığını duyabiliyor muyuz burada ama kendi kuramının dışına çıkmamak için cinsellik ve saldırganlığın dürtülerin temel yönlendiricimiz olduğu ve kontrol edip edemeyeceğimiz yönündeki teorisinden vazgeçmek istemiyor orada kalmak istiyor onun için de birçok makalesini yayınlamıyor paylaşmıyor kendisi çalışmaya devam ediyor arkadaşlar.Freudun tanımladığı benlik yapısı içerisindeki bir benlik modelinden bahsettiğimizde şöyle bir sistemi ele alıyor temelde ama dediğim gibi yukarıda anlattığım yapıyı aslında yine
ego sosyal bağlam ve savunma mekanizmaları ve dış olgusallıkla etkileşiminin farkındalığını da unutmayalım id fiziksel ihtiyaçlarımızı temsil eder kişi ne pahasına olursa olsun bu ihtiyaçlarının karşılanması için harekete geçirir id.Tepkisel ve biyolojiktir hani zaten tepkisel ve biyolojik olması çok normal çünkü makinanın ayarları bozuluyor makinanın yağı bitiyor makinanın hormonu bitiyor makinanın kollestrolü artıyor yani nörobiyolojik dengemiz kan şekerimiz düşüyor yani psikolojik değil nörobiyolojik yapılarımızın fiziksel sürekliliğimizin ve rahatlığımıızın sürdürülebilmesi için bunlara ihtiyacımız var gerçeklik bilmez zaman ve mantık yoktur yani zaten o bir gerçeklikle insanın aç olması hakikaten cinsel ihtiyacının olması hormmonel bir dengesinin olması herhangi bir gerçeklikle ilişkili bir şey değil ki zaten gerçekliğin kendisi o açım yani şuan cinsel bir şey istiyorum ihtiyacım var hani bunun herhangi bir gerçeklikle bana çekici geldi arzuladım yani bunu ben hadi arzulayayım hadi arzulanayım diye şey yapamam bir anda arzuladım yani bitti ihtiyaç duydum bitti gerçekliğin kendisi orası zaten gerçeklik bilinmesi gereken bir şey yok onun kendi gerçekliği o kendi ihtiyacı kendi olgusal olarak orada oluşuyor daha çok fizyolojik bir şey.Ego gerçeklik ilkesi çerçevesinde idin isteklerini yerine getirmeye çalışır aynı zamanda hem idi hem süperegoyu memnun etmek üzere çalışır idden gelen ihtiyaçları ve istekleri sosyal olarak kabul edilebilir bir şekilde yerine getirmeyi sağlar yine burada bahsettiği şey aslında dış olgusallık bizim en çok çalıştığımız meseleler arkadaşlar ego işlevleri ve ego kapasiteleri yani kişinin içte olanla içte olanı algılayıp onun ihtiyaçlarını karşılayıp dengesini bulması içte olanı algılayıp anlamlandırması dışta olanı algılayıp kendine göre anlamlandırıp yapılandırıp yeni bir sistem oluşturması ve ona göre dışta olana uyumlanabilecek bir tepki verecek sistemleri oluşturması ve bütün bunları yaparken Freudun hiç bahsetmediği duygulanımın düzenlenmesi bir duygulanımdan Freud asla bahsetmiyor arkadaşlar anksiyete dışında sanki tek şeyimiz anksiyeteymiş gibi halbuki anksiyete temel bir şey savaş ya da kaç, varoluşsal ilk başlangıç zaten öyle bir şey.Anksiyeteyle doğarız doğduk öldük mü kaldık mı ölüm kalım şeyi ancak duygulanımda oo bir sürü haz ve anksiyetenin dışında daha doğrusu o salınımın içinde binbir çeşit şey var arkadaşlar Freud oralara değinmiyor duygulara hiç değinmiyor esas o duyguların işlemlenmesiyle ilgili meseleler egoya çok vurgu yapıyoruz çok önemsiyoruz çünkü kendiliğin olabilmesi sağlıklı olabilmesi kendi içinde tutarlı ve kendini dışarıya ifade edebilir talep edebilir dışarıyla ilişki içerisinde olabilir olmasının tek yolu egonun işlevlerinin sağlıklı olması çünkü dışarıdan bize ne geldiğinden ziyade nesne ilişkileriyle ilgili kendi ego kapasitelerimizin onları nasıl yönlendirdiğine dair mesele aslında süreçleri belirler hani bazıları çok ağır travmalardan geçip çok olgun bir şekilde evrilebiliyor bazıları çok basit bir şeylerden ego kapasiteleri çok düşük olduğu için çok büyük meseleler yaşayabiliyorlar muhtemel bunun büyük bir kısmı da yapısal arkadaşlar ancak bu yapısalın da ne kadar kendine genetik ya da psikolojik süreçler içinde oluştuğu için genetik gibi görünen yapılardan ebeveynlerden aktarıldığını bilmiyoruz ama orada temel bir şeyi olabiliyor herkesin ego kapasiteleri eşit değil eşit olmuyor bizim çalıştığımız esas meseleler ego kapasiteleriyle ilgili meseleler oluyor.Süperego bir nevi yargı sistemidir kişinin yaptığı eylemleri ya ödüllendirir ya cezalandırır aslında bu bir şekilde süperego her ne kadar dışarıya atfedilse de kişinin üst bilişini de temsil eder yani kendi yargısını yapabilme kendini yargılayabilen dışarıya göre yargılıyor çünkü zaten nesne ilişkilerinde kendimiz ile ya dünyayla ilgili oluşacak her yargı zaten dünyadan gelen bilgi üzerinden olur dünyadan gelen yorum dünyadan gelen anlam ortak anlaşılmış sembolleri yeniden yorumlamayız sen bir dine inanıyorsan o dinin sana bir gereklilikleri getiriyorsa tekrar sorgulamazsın onu sen bir toplumun parçasıysan o topluma uyum göstermeye çalışıyorsan toplumsal kuralları her gün yeni baştan silip yazmazsın ya da karşı gelmezsin bunun gibi sistemlerden bahsediyor süperegoyu katarken bana göre en büyük en temel ve en kontük süperego unsuru kültürdür arkadaşlar bir kültürün büyük bir unsuru da din tarafından belirlenir çünkü yargılanmayacak bir eylem planı oluşturulur toplumsal varoluş toplumsal yaşantı düzeni hareket edebilmek açısından.Ego idin cinsellik ve
şiddet içeren isteklerini ertelemeye çalışmak hep farkındaysanız cinsellik ve şiddet başka bir şey üzerinden ele almıyor.ID dürtülerinin gerilimini boşaltmak için gerçekliği algılamak ve ustaca yönetmek ,Süperegonun mükemmel olma çabalarıyla uğraşmak zorundadır yani yargı sisteminde doğru olanla olması gerekenle kendi içindeki temel ihtiyaçlarının yalın dümdüz kimseyi takmayan kimseye göre olmayan ihtiyaçlarının arasındaki dengeyi bulmak ve gerçekliğin üzerindeki dengeyi bulmak zorundadır.Ego çok sıkıştırıldığında kaçınılmaz olarak anksiyete gelişir.Hani Kareen Horney çalışmalarında dedik ya daha ilkel kabilelerde cinsel bir sınırlama yaşamadan cinselliği rahat yaşayan ergenlerde bir anksiyete olmadığını görüyoruz çünkü bastırmaları gereken herhangi bir şey olmadığında anksiyeteleri de ona göre olmuyor öyle bir egonun zorlandığı idin problem yaşadığı bir alan olmuyor ego çözüm üretemediği noktalarda anksiyete yaşıyor arkadaşlar.Şimdi rüyalar ayır bir işlev görür rüyalar gündüz ve dünya içindeki gerçelklikle çözemediğimiz halledemediğimiz ve daha yapmak istediğimiz meseleleri dünya ile ilişkimizi bir yandan zihnimizin kendi içinde yaptığı çalışmalar versiyonlar tasarımlar hazırlıklar uğraşılardır yani insan dışarıdan daha çok kendi kafasının içinde yaşıyor ve bütün her şeyi orada çözme orada bulmaya oradan dışarıya çıkmaya çalıştığı için yani problem yaşıyor o yüzden yatıştırıcı görevi olsa da eğer egoya o rahatlığı esnekliği veremediği noktada zorlayıcı da olabiliyor.Dediğimiz gibi buradaki şey önemli yani ego işlevlerini yapamayacak hale gelip darlandığında zorlandığında anksiyetemiz oluşuyor. Anksiyete insan davranışında gerilime sebep olarak bireyi bu gerilim durumunu azaltmaya motive eden bir güçtür.Diyor ki ben diyor dış gerçekliği ve dış durumun bana verdiği baskıya dayanamıyorum benim daha başka bir şey yapmaya ihtiyacım var kendime göre davranmaya kendi ihtiyaçlarıma göre davranmaya bir ayarlama yapmaya ihtiyacım var ya bunu ayarla ya da böyle patla yni terapiye gelen sıkışan insanlar buraya sıkışıyor kendi artık yapmak istemedikleri kabul etmeyecekleri değiştirmek istedikleri şeyleri değiştirip dönüştüremediklerinde kendi içlerinde olan çelişkinin yarattığı baskı aslında gelen şey ve terapiye gelenlerin çoğu o çelişkiyi rahatlatacak dönüştürecek başka bir yol bulup oradan kurtulmanın o baskıdan vazgeçmenin yollarını ararlar şimdi bu önemli bir slayt bence şimdi Freud anlsiyeteyi 3e ayırarak tanımlıyor birincisi nesnel anksiyete arkadaşlar bu gerçek dünyadaki gerçek tehlikelerin korkusundan kaynaklıdır yani ben şimdi gerçekten bu pencereden aşağıya sarkamam düşerim düşersem kafamın üstüne kafam patlar şimdi bundan korkmalıyım işte şimdi ceketsiz çıktım böyle iyi güzeldi ama şuraya geldim tam güneş yoktu falan içim dondu yani o soğuktan hastalanmaktan ürküp korunmam gerekiyor kendimi muhafazaya almam gerekiyor gerçekçi bir kaygı bu üşüyüp hasta olabilir miyim kaygısı ama şimdi durduk yerde başıma taş mı düşer şuan deprem mi olur, şuan deprem olacak diye bir gerçekliğim yok ama 5-10yıl her an olabilecek bir depremimiz varsa ona göre bir evde ona göre bir şeyde olursa da acil çıkış planımın olacağı bir korku ve gerçekliğe göre hazırladığım bir şey oluşturmam gerekiyor ikisinin o farkı var yani olacak bir depreme hazırlık olarak korkup ona göre bir önlem almakla her an olacak ya da işte her şey yıkılacak edecek ona göre bilmem nerede yaşayayım gidip dağlara çıkayım demek arasında fark var nevrotik anksiyete ise içgüdüsel doygunluğun doğasında olan potansiyel tehlikenin tanınmasından kaynaklanır diye karmakarışık bir cümle söylüyor acaba ne diyor.Daha Freudun bahsettiği dürtüler ihtiyaçlar doygunluk için içgüdüsel doygunluk için neye ihtiyaç duyacağı üzerinden gidin.
X:Yolda bir başkasına zarar verme ihtimalinden kaynaklı mı?
Meral Hanım:O daha süperegoya girer ama bir parçası olur.
x:Cinsel duygularını bastırmak mı yani.
Meral Hanım:Cinsel duygular da olabilir şimdi kendi kontrolü dışında olan Freuda göre sadece cinsel arzuları var fiziksel ihtiyaçları var ve bunları tatmin etmekle ilgili bir baskı var
yani yaradılışı bunları tatmin etmek yönünde egonun işlevi aslında sen bunları tatmin et diye yaratılmış yani içgüdüsel doygunluğun doğasında olan potansiyel dediği şey o bu doyacakzaten bunun isteği karşılanacak çünkü karşılanmadığı zaman fiziksel gelişme ve denge olmuyor zaten fiziksel olarak sağlıklı olamıyoruz fiziksel bir dengeyi sağlamak için onu doyurmak zorundayız orada böyle bir baskı var.Acıktım diyorsunuz ya işte hocam ne zaman ara vereceğiz çok acıktım kazınıyor çünkü duramıyoru dinleyemiyor konsantre olamıyor kan şekeri düşmüş o doymak zorunda baskı geliyor oradan.Adamı çok beğendim yıllardır sevişmemişim sevişmek istiyorum diyor git şu adamla bir şey yap diyor ona engel olamıyorsun çünkü vücudun onu istiyor fizyolojik bir dengesi var ahengi var bozulmuş hormonları ya da hormonların çalışmıyor istemiyor kocası onunla yatacak istemiyor çalışmıyor yani orada da böyle bir şey var o da uzaklaşmak üzerine bir korumaya almak zorunda kendisini dolayısıyla bu isteğin ne kadar güçlü ve tatmin edilmesinin önemli olduğunun bilinmesi ve sadece dış gerçekliğe göre ayarlanmaması gerekiyor dış gerçekliğe göre ayarlanmak gibi bir savunma ile içerideki onun tam da istediği gibi karşılanması gerektiğinin doğasının arasında kalan bir anksiyeteden bahsediyor burada şimdi açıklayıcı oldu mu arkadaşlar.Şimdi dış gerçekliğin vereceği kabul edeceği koşullar ile iç gerçekliğin ihtiyacı olup tam olarak tatmin edilme talebi arasında sıkışan bir egodan bahsediyor tamam mı sürekli olarak bunun arasında kalıyoruz ancak tabi o dönemde Freud bunu ele almıyor ama biz yavaş yavaş kendilik kendisi için iyi olan kendisi için anlamlı olan kendi vicdanı kendi ahlakı kendi tercihi kendi yorumunun kendisi olmakla ilgili baskı da egoya en büyük baskıyı o yapar kendine göre olanı yapmak sadece fiziksel ihtiyacı için değil duygusal varoluşu duygusal ilişkilenme ihtyiacı içinde insanın bence fiziksel ihtiyaçtan ziyade en büyük baskısı kendine göre olanı bulma ve yapma arzusu ve yönelimidir hepimiz bununla dizayn edildik diye düşünüyorum bunu kendi yorumum olarak söylüyorum çünkü zaten öyle olmasa o kadar kolay ki düzene birine teslim olmak ne uğraşırdık ki yani çok mu zor yani ona uydum buna uydum dersin uyarsın biter.Bitmiyor işte içerisi diyor ki sen buna böyle veriyorsun ama sana göre bu başka bir şey demek ya dur sus diyemiyorsun ona çünkü onu öyle yorumluyor sesi var başka türlü bakıyor kendi varlığı var ve kendi ayrı varlığının farkında beni görmezden gelme diyor ya ben değerlendiriyorum toplum diyor sen dışarıdan bir şey alıyorsun ama ben değerlendiriyorum bunu almıyorum ya tamam çocukken bana yaptırdılar yapmıyorum ya.Şimdi bir danışanım var çok da güzel çalışıyor yurtdışında yaşıyorlar 10 yaşında oğlu karısı artık namaz kılmıyor diye çocuğa kızmıyorum diyor böyle borderline bir şeyi var bağırmıyorum diyor.10 Yaşındaki çocuk farz olmamış namazla ilgili şeyi yok yani sen namazı sevdireceğine kıldın mı kılmadın mı diye kızarsan bu çocuk ne yapsın yani şimdi bunun gibi bir şey ileride abi ben kendi istediğim için mi kılıyorum annem bana baskı yaptığı için mi kılıyorum diye sıkışıp kalacak ama o ergenin kafasının karışık olduğu şey çocuk soyut düşünemiyor bırak çocuk bir şey yapabiliyorsa senin yanında yapabildiği kadar yapsın bir aferin de aa çocuğum daha iyisini yapmak istiyorsan böyle yapman gerekiyor de hadi ben şimdi kılacağım sen kıldın mı de bu kadar bırak çocuğu kendi iradesi olarak benimsesin ama onu yapamadığı noktada ya da orada çocuğun başka bir yaratıcılığı var çocuk resim çizmek istiyor hala çiziyor sen tamam bu kadar resim yeter git matematik çalış belki orada onun bir doğası var bir şey var bir şey ifade etmeye çalışıyor matematikten anlamıyor oradan gitmesi gerekiyor hangisi arasına sıkışacak bütün bunlar içinde yer alıyor.Ahlaki anksiyeteye geçersek anladık değil mi nevrotik anksiyeteyi bu cümlede aslında Freudun ne demek istediğini ve tabi benim biraz nesne ilişkileri ve kendilikle ilgili eklediğim şeyler benim kendimle ilgili eklediğim şeyler.
X:Şöyle bir düşüncem oldu doymayan bir şey o zaman hani dedik ya dış gerçekliği iç gerçekliği doyurmak için aslında arayan tam kuramayacağım ama…Orada şöyle dediniz zaten Freud haz ilkesine göre bir şeyden bahsediyor sonsuz bir doyumsuzluk.
Meral Hanım:Doyumsuzluk diye bir şey yok ihtiyaçlılık.İhtiyaçlıyız arkadaşlar 3 öğün yemek yemesek makine çalışmıyor.Büyüdük hadi seks yap diyor hormonlarım itiyor beni ben şimdi gideyim
seks yapayım diye bir bilgim yok ki vücudum beni itiyor git seks yap diyor hani durduk yere gelmiyor ki yani ben bundan önce seks yapmıyordum böyle oturuyorum ama vücudum değişince o da beni dizayn ediyor o bir ihtiyaç o bir sonsuz döngü sonsuz ihtiyaç.Oradaki şey sonsuz bir döngü bitmiyor doyuracaksın daha bir yemek bitip toparlayana kadar ev hanımıysan öbür yemeği hazırlayacaksın çünkü yine acıkıyorsun bu iş böyle.Onu tatmin edeceksin çocukları doyuracaksın tekrar vakti geldi ve öte yandan kendilik açısından olan talep de kendilik ve kendi anlamını bulma kendini var etme o da bizim doğal parçamız zaten o bizi hep uğraştırdıği için var oluyoruz araştırıyoruz soruyoruz anlamaya çalışıyoruz sadece bir toplumun parçası olmak için neden uğraşsın ki öyle bir şeyimiz yok ilk dizaynımız öyle değil içeride bana ne oluyor ya ben ne yapıyorum vs. diye bir algı oluştu belki tarih öncesinde böyle bir ben algısı yoksa onu ben bilmiyorum bir şeye göre zaten o konuşulmadığı için dil gelişimi tam olmadığı için anlatamıyorlarsa içgüdüselmiş gibi davranıyorlarsa onu da bilmiyorum ben mesela biz şimdi bugünkü insandan konuşuyoruz belki freudun dönemindeki insanın bu kadar ben olarak birey olarak toplum dışı davranışı böyle bir alanı zaten olmadığı düşünülecek bir alan yaratılmadığı için oralar çok konuşulmuyordu onun için oralara girmiyor ama o kapasite orada o kapasite hep orada öyle olmasa herkesin şey olduğu bir noktada Freud çıkıp bu fikirleri nasıl söylerdi onu çarmıha gererlerdi germediler ama.Esas mesele arkadaşlar geldik kendiliğe ahlaki anksiyete o değerlendiren yer vicdanın bir dizi ahlaki değerlendirmede bulunduğunda veya bunu düşündüğünde suçluluk veya utanç duyabilir.Hatta bunun ötesinde kendisi yapmasa kendisi içinde olmasa bile yapan birine tanıklık etmeye yapan bir ailenin parçası olmaya yapan bir toplumun parçası olma aynı şekilde kişide ahlaki anksiyete yaratır arkadaşlar ve bana göre esas yürütücümüz sağlıklı bir insan için toplumsal değil bireysel ahlakiyedir ahlaki anksiyetedir yoksa nevrotik anksiyete ya da süperego vs. egonun işlevleriyle olan değil kendilikle ilgili olan meseledir kişinin kendi değeri kendi ilkeleri kendi prensipleriyle ilgili meseledir kimileri onu oluşturur kimileri oluşturmaz kimilerinin hiç umrunda bile değildir direkt anti-sosyaldir bu ihtiyaçlarını tatmin etmekle meşguldür her şeyi bir ihtiyaç tatmini ve daha çok güç elde etmek için kullanacğı bir araca dönüştürmüştür şimdi Freud bu tanımları yaptıktan sonra bu tanımmların üstüne şimdi geldik buraları tanımladık şimdi algı dizgisini tanımlayacağız.Algı dizgisini ben ne olarak anlatmıştım Anna Freudun anlattığı svunma mekanizmaları ego anksiyeteler bütün iç meseleler çalıştı dışarıya bir şey üretecek sunacak bir savunma mekanizmasıyla cevap vereceğiz şimdi ondan sonra da yavaş yavaş ego egonun işlevleri ve savunma mekanizmalarını Anna Freud açıklıyor her bir şeyin üzerine parça parça tuğla konduğunu duyabiliyor musunuz arkadaşlar.Ego anksiyeteye karşı savunma mekanizmaları geliştirir bu aradaki basıncı yatıştırmak için savunma mekanizmaları uyum göstermek içerisi de rahat olsun dışarısı da hem ben hem dış dünyam memnun olsun diyor savunma mekanizmaları gerçekliğin bilinç dışındaki çarpıtılması ve yalanlanmasıdır diyor Freud yani egonun içgüdü istek ihtiyaç gerçeklik önemli kişiler ve bilinç gibi iç yaşamın 4 temel alanı arasındaki çatışmaları çözmek için kullandığı bilinçdışı zihinsel süreçlerdir yani egoyu bir bilinçdışı zihinsel süreç olarak değerlendiriyor çünkü hangi egonun kime neye göre bir tepkimeye göre bir savunma verdiğini belirleyemiyoruz bu savunmanın çıktısı kişinin iç yaşantıları kendi otoritesinin yaşantısındaki belli duyguların meselelerin etkileşiminin onun üzerindeki iz düşümleri üzerinden belli oluyor çünkü.Savunma mekanizmalarını böyle ifade ediyor ama psikiyatrik tanımlamada savunmaları şöyle ifade ediyor uyum göstermeye yönelik istem dışı otomatik tepkiler bütün savunma mekanizmaları ilkel ya da patolojik uyum göstermeye yöneliktir arkadaşlar dışarıyla ve içeriyle bir uzlaşı bulmaya çalışmanın yollarıdır kendi yapısına göre bunu hiçbir zaman unutmayalım olur mu yani şimdi geliyor bazı süpervizyonda şey yapacaksınız danışanım yalan söylüyor danışan yalan söylemez arkadaşlar danışan bir uyum yapmaya çalışıyor kendini bir şeye ikna etmeye çalışıyor seni bir şeye yumuşatıp ikna ederek oradan anlatabilmeye çalışıyor bir yola çıkmaya çalışıyor seninle tamam mı.Savunma mekanizmalarını hızlıca geçeceğim ana mekanizmalar arkadaşlar
Şimdi buradaki şey önemli ancak bebeklikte başlarda çocuğun tam da ihtiyacı olan verme süreçleri yavaş yavaş esner. Bu sadece, çocukta annesinin memesinin kendisinin bir parçası olduğun yanılsamasını oluşturulmakla kalmaz, aynı zamanda ona, memeyi büyüsel olarak kontrol edebildiğini düşündürür. Bu çok önemli, yani anneyi ayrı bir varlık, ayrı bir unsur, ayrı bir canlı olarak başlangıçta göremez. Meme üzerinden de o kendisinin bir parçası, kendini hayal ettiğinde meme geliyor. İhtiyaç duyduğunda, acıktığında meme geliyor. Doyduğunda meme gidiyor. Ve onu kendi zihninin kendi aklının ürettiğini, kontrol edebildiğini ve kendisinin bir parçası olduğunu algılayacak şekilde kavrıyor. Çünkü iç ve dış gerçeklik henüz ayrışmamış. Yani Mahler’in anlattığı simbiyoz da böyle bir şey. Zaten Mahler açıklamalarında söyle tek bir zihni tek bir bedenden bahsetmiyorum. Ayrışma kapasitelerinin gelişmemiş olduğu bir şeyi tanımlıyorum diye vurgu yapar.
Kursiyer Ülkü: Meral Hocam, bir tane tasavvuf konuşmalarından birini dinlerken çok ilginç bir şey söyledi oradaki kişi. Cennet belki de bebeğin o ilk anne kucağıdır ve elmadan ısırık da altıncı aydan sonra ek gıdaya geçmektir. Çünkü bebek hayal eder ve gelir. İster ve olur. Kendisi hiçbir şey yapmak zorunda değildir. Ta ki o ilk elmadan ısırığı alana kadar. Sonra o kucaktan gider ve aslında cennetten kovulmuş olur. Çok ilginç gelmişti o bağlantıyı o şekilde kurmuş olmak.
Meral Hoca: Çok güzel ifade ediyor çünkü buradaki arzu, hayal en ideal olan şey anneyle olan birleşmiş hal. Tanrıyla olan birleşmiş hal. Tanrıyım dediği ‘Ene’l-Hakk’ dediği yer de tasavvufun aslında böyle bir şey. Artık sen ben ayrı gayri olmayan bir yer. Tam o bebeklikteki yeri Melanie Klein’ın tanımladığı yer bebeklikteki o yer. Ama sonra, hayır ben insanım, o anne, onun memesi var, onun hayatı var, benim başka ihtiyaçlarım var. Yönelimlerim var ayrışması oluyor. Ama içimizde bu ayrışmaya karşı hep bir direnç, tekrar onu kazanmanın hayali, fantezisi var. O bitmiyor. Bebeğin memeye ihtiyacı olduğunda, meme bebek tarafından tekrar tekrar yaratılır. Anne, gerçek memeyi tam bebeğin ihtiyacı olduğunda ve tam bebek onu zihninde yaratacakken bebeğin ağzına vermesi gibi. Ve bu onun için zamanında doymuş olmak, yaşamımızdaki yoksunluk, sıkıntılı, eziyetli zamanlarda beynimizde bu fanteziyi yaratarak kendimizi sakinleştirme, tekrar oraya gidebilme hayali üzerinden daha işlevsel hale getirmek gibi bir unsuru da var. Ancak tabi çok fazla o şeye dalıp, kendi benliğinden tamamen kopup, dünyadan kopup başka bir şey aramak oralar başka boyut oralara girmiyorum.
Şimdi bebek yavaş yavaş bu meme yanılsamasından kendisinin tümgüçlü fantezisi yanılsamasından, annesinin kendisiyle olan bütünleşik hali, annesinin tümgüçlü ve her an orada olacağı yanılmasından yavaş yavaş evrilir. Zaman geçtikçe anne bebeğin ihtiyaçlarını tamama yakın bir mükemmellikte karşılayamamaya başlar. Böylelikle bebek gerçekliği test etme denemelerinde önemli rolü olan engellenme duygusunu yaşar. Artık yavaş yavaş engellenme duygusu ve ona tolerans geliştirmekle ilgili meselelerimiz devreye giriyor. Winnicott, eğer her şey yolunda giderse, engellenmeyi yaşayan bebek, ihtiyaçlarına yetersiz uyum gösteren nesnelerin gerçek olduğunu bir nesnenin hem sevebildiğini hem de nefret edilebildiğini anlamayı kazanır der. Kızım böyle hep güzel anlatırdı duygularını da, böyle çok küçükken ben onun istemediği bir şey yaparsam ya da ona ters davranırsam, gidip çalışma odasındaki resmimi sevip öpüyormuş. Benim annem burada duruyor, içerideki başka biri gidecek birazdan diyormuş. Bölmeyi görüyor musunuz? Anne ona hep olumlu konuşsun, ona iyi desin, hep iyi bir yede kalsın istiyor ve oradan şey yapıyor. Dönünce zaten annesinin kızması ya da siniri geçmiş oluyor. Normal hayat devam ediyor. O gitti, iyi annem burada diyor. Tabi büyüdükçe annem buna kızdı vs. diye bir geçişe başlıyor. Çok küçüklük zamanlarını anlatıyor. Biz böyle gülerdik niye oraya gidip resme bakıyor diye demek bunun için yapıyormuş.
Annesinin kendi ruh halini, hatta daha kötüsü kendi savunma mekanizmalarının katılığını yansıtan bir bebekten söz edersek daha açıklayıcı olabiliriz. Bebeklerin çoğu verdiklerini geri alamama deneyimini uzun süre yaşamak zorunda kalırlar. Bakar ve kendilerini göremezler. Bunun sonuçlarından biri; ilk olarak yaratıcı kapasitelerinin giderek körelmeye başlaması ve şu ya da bu şekilde kendilerine ait bir şeyi geri almanın yollarını araması şeklinde tezahür eder. Buradaki anlattığı nokta şöyle önemli bir nokta, tabi ki anne yavaş yavaş o her an tam da olması gerektiği yerde olamayacak. Uzaklaşacak, bekletecek, erteleyecek, kendi ihtiyaçlarının öne geldiği şeyler olacak, çocuğa sınır koyacak, gerçekliği tanıtacak, dünyayı tanıtacak ancak bunlar örseleyici, yaralayıcı, çocuğun tahammül sınırlarının ötesinde çocuğun bir geçiş dönemi yaşayamayacağı, kapsayamayacağı şeyde olmamalıdır. Şimdi orada iki durum var hem fanteziyi koruma, o tümgüçlülüğü elde etmekle ilgili daha ilkel bir şey varken diğer taraftan da kendisini ortaya koymak, gerçekliğini var edebilmek, ifade edebilmekle ilgili çocuğun verdiğini verdiği gibi alması ihtiyacı. Olduğu haliyle görülmesi ve olan ihtiyaçlarının anlaşılıp karşılanmasıyla ilgili eş duyumun düzgün yapılabilmesiyle olan ihtiyacı arasında fark var. Çocuk, verdiği alamadığı noktada aşırı örselendiği ya da tam görülmek istediği hissettiği şekilde karşılanamadığı yerde kendi duygu dünyasında bir eşitsizlik oluşur. Bir anlamsızlık oluşur, bir boşluk oluşur. Yani limbikte o çözülmeyip mesele haline gelen duygusal kayıtlarıyla ilgili bir şey oluşur. Ve çocuk bununla ilgili şeyi tamamlama ihtiyacı duyar. Onu oturtma, anlama, anlaşılma. Eğer bu daha sağlıklı travmatik deneyimlerle ilgili kayıtlarsa, işte geciktirmiş vs. olmuş ama olması gerektiği gibi yapmış. Çocuğun yeme sınırını koymuş çünkü fazla yememesi gerekiyor. Bunlar zamanla zaten onarılır, iletişimi kurulur, dönüştürülür, karşılıklı konuşulur. Ve bir eksik ya da kayıp meselesi olmaktan çıkarılır. Ego kapasiteleri burada gelişir. Çünkü çocuğun egosu annesinin ego işlevlerinden gelişir. Bir süre için anne çocuğun yardımcı egosudur. Sağlıklı yardımcı ego işlevi alamamış olan bebeğin ego kapasiteleri de sağlıksız, yetersiz ve gerçekliğe uygun bir şekilde gelişmeyecek bir düzlemde evrilir. Aslında çocuğun ego kapasitesindeki eksiklik büyük oranda yardımcı ego desteğini almakla ilgili meseleleri ve kendi mizacıyla onun annesinin ego destek yaklaşımıyla örtüşüp örtüşmeme, uygun bir iletişim dili bulup bulmamasıyla da ilgilidir. Bazen annesi de gerçekten daha optimal sağlıklı bir yerde duruyordur ancak çocuğun kendi potansiyeli ve kapasiteleri ya azdır ya da çoktur. Yani burada illa her bebek için aynı anne olmaz. Tanımlanan bütün doğru ya da sağlıklı bir çizgi bütün bebekler için olmaz dediğimiz, her anne için ayrı her bebek için ayrı bebek olur dediğimiz nokta tam da burası arkadaşlar. Yani oradaki önemli olan mesele çocuğun olduğu yere olduğu hale empati duyacak onu en iyi şekilde anlayıp ona yansıtacak bir yardımcı ego desteğinden bahsediyoruz burada. Çoğunlukla bu uyumda bu eşleşmede sorunlar yaşanır. Bazen bebeğin mizacından bazen annenin yapısından, bazen ikisinin kesişip dünya ile ilgili meselelerin destekleyici vs. olup olmamasından birçok sebepten olabilir bu. Esas mesele karşılıklı olarak hem annenin yardımcı ego işlevleri hem de bebeğin yapısal durumunun ne kadar örtüşüp örtüşmediği ona göre geri cevap alıp almaması ile ilgili olarak oluşur.
Modele göre aşk ilişkisinden bahsedersek çocuğun cansız geçiş nesnesiyle ilgili olarak Winnicott’un gözlemi, erişkinlerdeki bazı aşk ilişkilerine benzer. Bu nesne, anneye ait ortamın yerine geçen bir nesnedir, ama kendiliğinden yaratılır, yaşam yatırımı yapılır ve bu yaşamı çocuğun kendi iç dünyası biçimlendirir. Öznenin nesneyle olan ilişkisi sömürücüdür. Özne, nesnenin ihtiyaçlarına karşı sorumluluk hissetmez, nesnenin ayrılmasını ve bireyselleşmesini kabul edemez. Geçiş nesnesiyle kurulan ilişki ikili ilişkidir – başkalarının bu ilişkiye girmesine izin verilmez. O onların dünyasıdır. Orada başka kimse yoktur. İyi kendilik ve nesne- kötü kendilik ve nesne hepsi tamamıyla o nesnenin içindedir.
Depresif evrede çifte değerlikle birlikte nesnenin iyi ve kötü yönleri birleştirilerek nesneye aynı anda hem sevgi hem de nefret duymanın yolları araştırılır. O dönemde bu yüzden çocuklar anne memesini ısırır, iter, emerken birden kafasını çeker uzağa bakar, ilgisiz gibi yapar. Artık onun karşısında bir gücü, bir kontrolü, kendisinin de saldırabilme, güç kullanabilme alanı, etkisi olduğunu kavramaya çalışır bir yandan. Klein bu dönemi kritik dönemeç olarak tanımlar; bu dönem, çifte değerliğe tahammülün başladığı noktayı tanımlar. Yani benim ebeveynim, benim süperegom hem iyi hem kötü olabilir. Bazen benim isteklerimi tam karşılayabilir, bazen karşılayamaz. Dünya tam da benim ihtiyacım olduğu gibi benim ihtiyaçlarıma cevap veren bir yer olmayabilir ikilemine artık yavaş yavaş başlıyor ve ben de tümgüçlü değilim her istediğim her zaman sağlanmıyor. Bu kadar da dünyanın merkezinde değilim ikilemi yavaş yavaş başlıyor. Klein’a göre ‘bütün bir nesnenin sevilen ve nefret edilen kısımlarının sentezi yas tutma ve suçluluk duyma hislerinin ortaya çıkmasına sebep olur. O kadar hayati ve önemli bir şey diyor ki. Hepimiz bu iki duygu arasında çalkalanıp duruyoruz. Bütün mesele bu. Yas tutmaktansa suçluluk duyup, o nesneyle birlikteliğimizi sürdürmeye çalışacak yol arıyoruz. Tuğba, senin danışanın gibi? Olmuyorsa içine giremiyorsa…. Şimdi iki türlü şey var borderline olduğunu öngörürsek senin danışanının. Bir ilişki olmuyorsa gitmekle ilgili bir meselesi var, gidip yas tutmaya karşı ama bence daha önemli bir şey var borderlinenın esas meselesi zaten anneden daha ayrışmamış ki bir kocayı gerçekten sevebilsin. Onun için diyor ki beni manipüle ettiği için onunlayıp, ben sevip de birlikte olmuyorum ki diyor annemleyim hala. Bunları duymanız lazım tamam mı? Bu duygular, çocuğun duygusal ve bilişsel yaşamında hayati bir öneme sahip gelişmelerin gerçekleştiğini gösterir. Bu da nevroz ile psikoz arasındaki yolda kritik bir dönemeçtir. Bölmenin ilkel halde kalması ya da bütünleştirmeye iyi ve kötü benin ve iyi ve kötü nesnenin birleşmeye gidip gitmemesi ile ilgili süreci anlatıyor. Yani ödipal ile preödipal arasındaki farkı da anlatıyor. Yani aslında Melanie Klein preödipal meseleleri dile getiren ilk kişi de olmuş oluyor bu bağlamda.
Bölme terimi psikanalizde birden fazla süreci anlatmak için kullanılır arkadaşlar bölmeyi iyi anlamamız gerekiyor. Bu nedenle çocuğun gelişimi sırasında kullandığı ilk orijinal bölmeye gelişimsel bölme ve gelişimindeki patoloji nedeniyle gelişimsel bölmenin savunma için kullanıldığı durumlardaki bölmeye de ilkel bölme denmektedir. Yani gelişimsel bölme sağlıklı olarak, mecburi olarak hepimizin içinden geçtiğimiz bir evre ancak gelişimsel bölmenin sağlıklı dönüştürülmediği noktada kalınan evre ise ilkel bölmedir arkadaşlar.
Libido ve saldırganlık süreğen olarak sevgi nesnesinden kendiliğe ve kendilikten sevgi nesnesine veya bir nesneden diğerine yönlendirilir. Bu esnada kendilik ve nesne imgeleri ve bunların yanında farklı nesnelerin imgeleri geçici süreyle kaynaşır, ayrılır ve tekrar birleşir. Aynı anda böyle bir karışık imge birimine sadece libido yatırımı yapma ve bir diğerine de tüm saldırganlığı yönlendirme eğilimi vardır. Yani bir tarafa sevgiyi bir tarafa agresyonu koyduğu bir şey. Bu çifte değerliliğe tahammül edebilene dek devam eder. İkisinin bir arada olabileceğine. Buradaki yatırım yapma süreçleri, çocuğun bilinçdışında sevilen nesneyi yutarak içe alma ve çıkarma fantezileri üzerine kurulmuş içe atma ve yansıtma düzeneklerine yansır. Yutarak katmanın şeyi de muhtemelen Freud’un oral evresi ile ilişkilendirilerek eklenen bir şey olduğunu düşünüyorum.
AŞK
Meral Hanım:Şimdi en büyük mücadele edeceğimiz yer terapide her zaman burası olacak özellikle çift terapisinde ve bireysel terapide de bu buradaki farkındalıkları yani bütün buradaki mesele hep eşe partnere beklenti olarak şey yapar daha çok ilişkideki günlük olaylar ve etkileşimler üzerinden göreceğimiz yansımaları beklentiler onu bekledim bunu yapmadı öyle istedim öyle olmadı bunları somutlaştırmak için beklentiler şeklinde bir sürü bir silsilemiz kurgumuz oluşuyor yani insanın en büyük kurgusu beklentileri arkadaşlar tamam mı bu beklenilen şeyler nesnenin kendisiyle ilgili değildir bizim içimizdeki kayıplarla olmayanlarla ilgilidir ve hiçbir zaman da karşıdaki kişi onu tam olarak anlayabilir ya da cevap verebilir onun için de bu insanlar olmuyor ama etmiyor ama adam bir sürü şey yapıyor kadın saçını başını yoluyor yine de olmuyor çünkü olmayacak onunla ilgili bir şey değil bunu ayrıştırmanız gerekiyor terapide bireyler arasında ve hiçbir nesne kayıp nesneyi telafi edemeyecektir arkadaşlar bir kere bunun netliğiyle orada oturmak ve yavaş yavaş o beklentilerini nörodinamiklerini çalışacağız nasıl çalışacağımızı daha farklı anlatacağım klinikte.insana gerçeklikten daha iyi gelen hiçbir şey yok bu dünyada zaten diyorum ya gerçekliği göstermeyerek eziyet ediyoruz ve maalesefki diyorum ya bizim toplumumuzun en büyük şeyi hepimiz bu yarayla bu kayıpla tabii ki göçebe köksüz bir toplum olmamızın kültürsüz…Anadolu çok zengin bir kültür ama arkadaşlar Türk kültürü o kadar köklü değil yazık ki göçebe bir kültür sürekli olarak sıfırdan al yeniden git ailemizin mezarı yok arkadaşlar dedemizin babaları var en fazla babaları bile yok hani çok üzücü bir şey bu senin dedenin dedesini bilmemek yerini bilmemek yurdunu bilmemek çok zorlayıcı bir şey ve o kayıplarla o kadar iç içe ve sürekli yaşayıp tolere ve onarıcak bir kök ve yerleşiklik içerisinde olamadığımız için de buraya çok yatırım yapıyoruz mağduriyete çok yatırım yapıyoruz mağduriyetleri çok besliyoruz ve hepimizin o eksiğini tamamlama çabasından dolayı ilişkinin doğası o eksiklikleri telafi etmek ve vermek üzerine aslında bunu yaptıkça almak üzerine talebimiz de daha ilkel bir şekilde artıyor yani ve çocuklarımızı da hep bunlardan mağduriyetten korumaya çalıştıkça daha ilkel ve talepkar ve doymayacak bir yere getiriyoruz ve daha çözümsüz ilişkisiz bir yere doğru itiyoruz onun için bu dönüşümleri sağlamak son derece önemli diye düşünüyorum.
Ve bunun fark edilip kişilere anlatılması tatlım sen busun sen busun sen bunu bekliyorsun sen bunu bekliyorsun senin bu eksikliklerin var senin bu eksikliklerin var bu kadın bunları yapabilecek bu adam şunu olabilecek ama bunu olamayacak buna rağmen var mısın olayı buraya getirip bunun üzerinde var mısın varsan nasıl yapacaksın nerede dengeleneceksiniz nerede uyumlanacaksınız onları klinikte çalışacağız tamam mı? Tabii ki aşk devreye girecek arkadaşlar ne zaman ki gördük ki telafi edilmeyecek canımız yandı üzüldük üzüntüyü acıyı ve kaybı yüceltmenin en iyi yolu nedir arkadaşlar? Aşık olmak o zaman aşık olacağımız bir şeyler yaratacağız aşkı yaratacağız ki yine bu üzüntüyle oturup kalıp hayatımı geçmesin dolayısıyla esas mesele yok edilemeyen ya da telafi etmeyen nesneye aşık olarak hayatımızı sürdürmek durumunda kalacağız peki bu aşk nasıl bir aşk arkadaşlar yavaş yavaş bunu göreceğiz yani aslında aşk ve duygu ve bağlı oldukları şeyin dinamiklerini tanımak anlamak ve terminolojisini koymak için bunları anlatıyorum bunlardan danışanlarınızın dinamiklerini anlayıp dinleyeceksiniz ki ona göre neyi nasıl çalışacağımızı da o terminoloji üzerinden anlatacağım size tamam mı? Zaten kendinden anlıyorsan o zaman gerçekten anlarsın kendine temas etmeyen hiçbir şeyi tam anlayamıyoruz o yüzden ne güzel ki sana temas edebiliyor oradan işleyebiliyorsun o bir yere varıyor aşk nedir peki arkadşalar kişilere göre aşkın tanımı değişebilir görecelidir herkes farklı şeklilde kendi hissettiğini temel olarak bir tanım yapabilir ancak literatürde aşk birbirlerine doğru güçlü bir şekilde çekilen insanların duygularını derinleştirmeleri ve ilişkiyi sürdürmeyi istemeye başlaması olarak tanımlanabilir yani orada daha yoğun daha derin daha çok ve daha ilişkisel olmakla ilgili taleptir aşk ne olur zaten aklımıza düştüğü zaman beynimiz durur zaten onu düşünmeye başlar hemen dopamin enerjik sistem harekete geçer burada bir ödül var der ve heyecan duyar bir şeye çünkü orada bir heyecan duymuştur ama bu heyecan geçmişteki meselelerinden mi sağlıklı bir yerden mi neden olduğunu bilmiyoruz onun daha önceki dopaenerjik sistemini aktive eden bir sistem harekete geçer ve onu sürdürmek için uğraşırız ya da oradaki ihtiyacımız ilk defa birine bir yakınlık hissettik bu çok tanıdığımız bir şey değil ama yakınlık hissetmeye ihitiyacımız var onu kaybetmemek için sürekli aklımızda onu düşünmekten hayata yönelmeyip oturduğumuz ortama dikkat veremeyecek hale gelebiliyoruz ve kimilerinde o kadar şey oluyor ki onu her an her zaman görmesi sesini duyması ondan bir şey alması gerekiyor yoksa orada olduğundan emin olamıyor ve o teması tekrar tekrar alması gerekiyor size göre aşk ne arkadaşlar?
X:Bana göre kavuşamamak.
Meral Hanım:Peki nasıl aşık oluyoruz arkadaşlar dediğim gibi bu derinlik burası insanın bu yoğunlukta bu heyecanda hissettiği ilk duygular ilk etkileşim beyinde ilk nesnelere tekabül ediyor çünkü kaynak oradan geliyor arkadaşlar ancak beyin her zaman şaşırtan bir uyarana heyecan duyar yeni bir uyarana ancak şaşırtan onun için bizi zorlayan beklenmedik bir anda olan beklenmedik bir şekilde olan işte o hayalindeki şeyin bir anda olması ya da hiç hayal edemediğin şeyle bir anda karşılaşmak iyi ya da kötü farketmez o heyecanı yaratan şey o dopaminerjik alanı da yaratır ve sizi farkında olmadan eline alır orada yeni bir alan oluşur bu iyi bir şeyle de olabilir kötü bir şeyle de olabilir mutlaka iyi bir şeyi çağrıştırması gerekmiyor dolayısıyla aşk sakin dingin yavaş yavaş işleyerek işlemleyerek belli bir süreç içerisinde oluşan bir duygu değildir arkadaşlar aşk oluveren bir şeydir yani o heyecan uyarılma hormonların değişmesi farklılaşması ve o şeye karşı bir heyecan ve arzu duyma yani kişinin normal çizgisinin ötesinde bir heyecan ve arzu eşiğinin yaratılmasıdır bana göre o heyecan ve arzu eşiği bu yoksunluk üzerine de kurulabilir aşırı alma aşırı mutlu olma üzerine de kurulabilir bir anda çarpma kaza yapma üzerine de kurulabilir biri tarafından çekiştirme üzerine de kurulabilir bu farklı yapılara göre değişebilir ve biyolojik olarak da duygularımızın kökeninde oluşan bu yapıya eşlik eden sistemde çok yoğun bir etkileşim olur aşkı çok fazla hormonel olarak tanımlıyorlar ama ben biyolojik ve hormonel kısmını aşkın hormonel doğasından dolayı değil de insanın hormonel doğasından biyolojik nörokimyasal doğasından dolayı aşkın oluştuğunu ön görüyorum çünkü zaten.
aşkın oluşması için yeni bir heyecan dopaminal yeni bir eşik üstü bir şey yaşamamız gerekiyor şimdi o eşik üstü bir şey sürekli kalmaz her eşik bir gün aşılmak içindir arkadaşlar aşılmayacak ya da nötralize olmayacak bir eşikte manik olup delirirdik M.K’ın anlattığı manik ve depresif kısım çocuk için burası o sevgi ve yoğunluk alanında o manik coşkuyla hepimiz kafayı yerdik arkadaşlar onu yavaş yavaş nötralize edip normal bir şeye indirgemezsek zaten işlevselliğimizi ve sürekliliğimizi sağlayamayız tek bir heyecana kapılır oradan da kapılır gideriz diğer şeylere alanımız açılmaz dolayısıyla bu süreçten dolayı nörokimyasal bir tepkimesi oluşuyor aşkın biyolojik açıdan anlatmaya çalışırsam diye düşünüyorum anacak tabii ki aşkın içinde en büyük eklenen unsur cinsellik sevgiden ayrı tuttuğumuz yer sevgiyi de biraz ele alacağız şimdi cinsellik heyecan ve agresyonla tam paralel aynı dopaminerjik alandan hareket eder aynı sempatik sistemden hareket eder arkadaşlar dolayısıyla o heyecanı ve agresyonu katarak insanı yoran bir hal yaratır aşk zamanla aşkı sadeleştirip sakinleştirme ihtiyacımız biraz da bundan doğar zaten o agresyonu o heyecanı sürekli yüksek tutsak ona da dayanamayız her sistem kendi içinde bir denge bulmak üzere evriliyor aslında ancak bu yatıştırmayı sakinliği bulurken ilişki iyi kurulur arada bir ilişki kurulur ve sağlıklı kurulur ise aşk ölmez devam eder evrilir evrilmediği için devriliyor aşk bitiyor deniyor yoksa o heyecan ve doygunluk yoğunluk bir dönemdedir ancak oraya yeni ivmeler farklı ivmeler katmak lazım yeni bir şeyler katmak lazım sevecek aşık olacak birlikte yönelecek yeni bir şey katmak lazım borderlineların ilişkide sürekli kaos ve kavga çıkarmaları tam da bu ivvmeyi vermek içindir bu heyecanı bu yükseltmeyi ilişkiyi yükseltmek duygu-durumu yükseltmek heyecanı yükseltmek kaos ihtiyaçları da onun içindir çünkü uçlarda hissettikleri zaman hissediyor borderlinelar o kadar orada olmaya alışıklar ki basamıyorlar basamadıkları için de tabi çok yıpranıyorlar her açıdan çok yıpranıyorlar bazen de etraflarındakileri yıpratabiliyorlar ama onun bir dengeye inmesi gerekiyor onun için farklı bir şeye evrilmesi farklı bir sağlıklılıkta olması farklı bir denge bulması gerekiyor arkadaşlar ve aşık olduğumuz yapılar içerisinde dediğim gibi bir eksikliğimizden yakalanırız aşka her zaman bir eksiğimizle yakalanırız dediğim gibi ya o hazırlıksız olduğumuz bir şeydir ya bilmediğimiz bir şeydir ya yeni bir şeydir mutlaka bir eksikliğimizden aşk bizi yakalar arkadaşlar bunu her zaman aklımızda tutalım dolayısıyla eksik olduğunu söylediğimiz daha doğrusu bir şeyin var olduğunu ne kadar yoğun olduğunu anlatıyorsak ne kadar yoğun bir aşk yaşıyorsak o kadar eksik bir yanımızı tetikliyor demektir bu arkadaşlar tamam mı ve bu aşkın yoğunluğu dengelenip sakinleştirilmezse o eksikliğin boyutu ve talebi de ona göre büyüyecektir arkadaşlar çünkü aşk eksikliği dönüştüren bir şey değildir eksikliği somutlaştıracak bir araçtır bir çeşit eyleme vurmadır arkadaşlar tamam mı?Ancak ilk eyleme vurma ilk duvara çarptıktan sonra durup sakinleşip hemhal olup ortak bir şey yaratıldığında gerçek aşk olabiliyor ilk çarpmada değil ve gerçek aşk çoğunlukla yaratılmıyor oluşturulmuyor arkadaşlar özellikle bizim toplumlarda maalesef ki oraya düşmüyor kişiler çünkü birbirlerine bakmayı birbirlerini ayrı görmeyi birbirlerini tanımak üzere bir ilişki talep etmeyi bizim toplum çoğunlukla bilmiyor kafasındakini beklentiyi topluma göre olanı ve dağıtılanı ya da kendi eksiğini arayan bir ilişki üzerinden gidiyor ve ilişkide gelen tartışmaların çoğu da o kişiler üzerinden değil yine bu eksiklikler ve beklentiler üzerinden oluyor daha önce söylediğim gibipeki kime aşık oluyoruz kime aşık olabiliriz sizce arkadaşlar?
X:Kayıp nesnemize.
X:O anki ya da hayatımız boyunca ihtiyaç duyduğumuz şeyi karşılayacağını düşündüğümüz kişiye gibi yani karşıdakinin bende eksik ihtiyacım var tamamlayamıyorum karşıdaki bunu verecek gibi ve onda kalmaya çalışıyorum onunla ilişkilenmeye çalışıyorum gibi düşünüyorum ben.
X:Bir danışan örneğinden gideceğim bir kadın yaklaşık bir yıldır görüşüyoruz biz ilişkide kimi problemler yaşıyordu zaten beğenilmekle ilgili hissettiği yerler vardı çok fazla baskılandığı yerler vardı yeme düzeniyle ilgili spor düzeniyle ilgili vs. buralarla ilgili zaten eşiyle çok çatıştıkları bir dönemdeydiler sonrasında yıllardır birlikte çalıştığı yöneticisi çok.
hayranlık duyduğu bir adam ve bu adam şirketten ayrılırken veda partisinde danışanımı öptü ve danışanım da ona karşılık verdi ve sonrasında tam olarak az önce konuştuğumuz bu aşk tanımınınçerçevesine aşırı uyan bir şey yaşamaya başladılar çok heyecanlı tüm ihtiyaçların karşılandığı aklının beğenildiği bedeninin beğenildiği hiçbir şeyin problem edilmediği her şeyin çözüme ulaştığı bir şey yaşamaya başladı yani hayatında şimdi eşiyle kurduğu ilişkide ne yoksa her şeyin bu alternatif evrende ona sağlandığı bir şeye oraya yakalandı ve sürüklenemye başladı galiba gerçekten eksik olanı.
Meral Hanım:Ama mesela o kadar zamansız zeminsiz ve plansız bir şeydir ki oraya zaman zemin plan katarsan çöker muhtemelen oraya dokunmazın o dönemde onu yoğunlaştırmakla meşgulsündür onu yoğunlaştırdıkça da altını da oyarsın farkında olmadan.
X:Benim de bir vaka üzerinden kadın bekar 3 ayllık bir ilişkisinin bitmesi üzerine başlamıştı şöyle tarif ediyor galiba ben bana olan sevgisine aşık oldum sevilmeye aşık oldum şeklinde bir cümlesi var hani şöyle ki o kadar iyi davranmış ve o kadar gözünü boyamış ve o kadar istemeden ona nazik naif ve hem cinsel hem de duygusal anlamda doyurmuş ancak bununla birlikte aşırı kıskançlıkları kıskançlık atakları ve ciddi yalanları var bunu sezgisel olarak farketmesine rağmen bir araştırma ihtiyacı hissetmemiş işinden aile yaşantısına kadar her şey bir yalan ve bunun üzerine de böyle toplum içerisinde küçük düşüren yanları var o telefonunu falan kırmaları öyle bir danışan değil yani buna izin verecek birisi değil kırk yaşlarında bekar ama ben diyor bunu görmedim niye görmediğimi anlayamıyorum ben o kadar sevgiye aç mıydım ki bu tüm bu yaptıklarına rağmen bu ilişkide kaldım diyip işte yine bu 3 ayın sonunda yine bir topluluk içerisinde küçük düşürmesiyle ayrılıyor ama hala tabi aklı onda ve şöyle diyor ben ihtiyacım olan sevgiyi ilgiyi ve bana değer verilmesi hani dediniz ya hocam biraz önce görülme farkedilme ideal olanın ideal olduğunu mükemmel olduğunu başkasında görme haline aşık oldum şeklinde bir ifadesi vardı.
Meral Hanım:Bu kişi daha önce sevilebiliyor muydu ilişki kurabiliyor muydu 40 yaşında ve bekar dedin.
X:Evet evet var hocam ilişkileri de var daha önce de uzun süreli ilişkileri olmuş ama aşık olmadığını söylüyor ve bir şekilde de kendisiyle hani sürdürebileceği ilişkileri olmayan insanlarla birlikte olduğunu da söylüyor bir şekilde ilişki bitiyor aslında kendine uygun olmayanlarla birlikte olduğunu hiç mesela marketten alış-veriş yapma sırasında poşetinin elinden alınması gibi bir ilişkinin içinde hiç olmamış bu onu etkileyecek çünkü o da kendi başına varolmanın gücü ve öyle olması gerektiğine inanan bir yerden hayatına devam ettirip ilişkilerine de bu yönde şekillendirirken bu kişi ona istemediği halde destekleyici şefkatli ve cinsel hayatında onun için karşılıklı tatmin odaklı bir ilişki kurduğunu da söylüyor ama o kadar bir yalan ki hocam o yalana inanılmaması mümkün değil onu görmemesi şuan depresyonda ve en son taciz etti telefonda savcılığa bildirdi bir uzaklaştırma kararı da aldırdı karşı taraf çok patolojik anlattığına göre ama şimdi bunun şeyinde ben nasıl bu ilişkinin içerisine girdim niye devam ettim.
Meral Hanım:X arada bir laf ettin bunu duyan var mı bu soruların cevabı o var mı duyan kim söylemek ister?
X:Sevilmeyi sevdim.
X:Olmayacak bir ilişkide kalıyor aslında.
Meral Hoca:Evet olmayacak ilişkileri seviyor zaten olmayacak olması zorlayacak olması onu aşık ettiren olmayacağın yanında zorlayıcı ve didikleyici olması bu bir de git gel sarsıyor onu sevdiği için orada zaten farkında olmadığı için değil gayet güzel olduğu için orada.O dengesini oradan buluyor bir çok borderiinelarda bu eksikliği olanlara gidip oradan yakalıyor zaten
ondan sonra da ümüğünü sıkıyor onlar da onu seviyor ona ihtiyacı var öbür türlü canlı ve ilişkili hissedemiyorlar bağlanamıyorlar o ne kadar şey gelirse heyeean ve coşku agresyon yüksek bir yerden geliyor duygusu bastırdığı ve kontrol ettiği duyguları çıkacak bir yer buluyor ve duygusunu hissetmek ona iyi geldiği için canlı hissettirdiği için de orada kalmak istiyor tamam mı.
X:Diğerleri daha onun kurallarına göre bu birazcık daha onun da onun kuralları stabil hayatını da aşan heyecan dediğimiz için ekledim öyle bir durum evet hocam.
Meral Hanım:Çünkü artık olgunlaştıkça kontrol ettikleri de onun için bir şey olmuyor önce daha temkinli daha kontrol edebildiği bir yerden gidiyor o çıtaların bir aşılması lazım sonra. Ama evlenmemiş birisi anladığım kadarıyla.Olmaz ilişkilere gidecek ki çıtalar daha da yükselecek çünkü belli bir şeyden sonra kontrol edebildiği onunla evlenebilir onunla evlenmek ister onunla uyumlanır zaten.Şimdi buradaki şeyimiz de bu yani aşkın dinamiği ilk anlamda çok da sağlıklı bir yerde gelmiyor yani biz çift terapilerinde birlikteliklerinde bakacağımız şey bu aşka duyulan ihtiyacın nesne ilişkileri bakımından anlaşılması iki taraf için de ayrı ayrı tamam mı? Bir tane borderline danışan çift gelmişti yıllar evvel iki kere mi üç kere mi ne geldiler kadın aşırı borderline o kadar bariz ki adamın narsistik özellikleri var ama daha stabil şimdi kadın çok belli yani adamı manipüle edip kontrolü altına almak istiyor ve ailesinden uzaklaştırmak istiyor iş adamı da bir adam işinden şeyinden koparmak istiyor ama adam o kaleleri bırakmak istemiyor kadına diğer her şeyi veriyor her türlü manipülasyonu izin veriyor ama işlevselliğini de o alanda sürdürüyor borderline kadının adamın o alandaki işlevselliğini sürdürememsi o kadar ağır geliyor ki şimdi bir çocuk yapıyor çocuk yaptıktan sonra da ne yapacak boşanacak çünkü paraya artık ortak tamam mı hayat boyu ona kendine baktıracağı bir garantisi var şimdi terapiye geliyor terapiye gelme şeyi de aslında benden kocasının hasta olduğunu kocasının ona kötü ve şey davrandığını işte kendinin şiddet uygalatmaya çalışıyor adamı o kadar köşelere sıkıştırıyor ve zorlaştırıyor ki ötekini zalim haline getirmeye çalışır borderline kendini mağdur yapabilmek için getirtip oradan bir şey yapmak neyse bu birkaç şey geliyor ben tabi oyuna girmiyorum ondan sonra hatta ilaç alması için yönlendiriyorum diyorum ki biriniz şunun için ilaç alın öteki de alınmasın diye senin de şuyun var diye böyle bir psikiyatriste gidin diyorum devamında gelmiyorlar aradan 3-4 sene geçiyor kadının bunu kullanmak için yaptığının çok farkındayım onun için oyuna girmiyorum onu ona ima ettiğim için de kadın terapiye gelmedi bunu üstünden de 4-5 yıl geçti emin değilim bir tane şey geldi aile mahkemelerinden işte sizin gelen bu hastanızla ilgili görüş bildirmenizi istiyoruz bu kişiyle ilgili eşiyle ilgili görüş şey yapmak istiyor işte onun rahatsızlığı kullandığı ilaçları bilmem neyi şusu busu yani o şeyi bile o zaman da ben girmedim ya bana da kızgın onu almadan da gitmek istemiyor mahkemeye onu da katarak buradan bir şey katmaya çalışıyor aynı sistemden faydalanmaya çalışıyor ondan sonra ben de avukatıma attım avukatım yazıyor dilekçeleri böyle bir şey oluyor ancak mahkemeden bir şey gelirse cevap yazıyoruz gayet de şey yazdım bir çalışma olabilecek bir süreç olmadığı kendileri birkaç seans geldi ancak eşi de kendisi de hem duygusal hem zihinsel kapasiteleri açısından bu terapiyi yapacak becerilere sahiplerdi ancak devam etmedikleri için bilemiyorum psikiyatrist olmadığım için de ilaçlarıyla ilgili yorum yapamam benim ilaç verme gibi yetkim yok diye yazıp gönderdim hiç faydası olmayacak bir şey ikisine de sağlıklı dedim tamam mı bıraktım yani orada sürer mi arkadaşlar?
X:Aslında adam taa eşlikten beri gördüğüm biri bundan 7. yıl falan heralde bir iki yıllık bir aramız oldu sadece ondan sonra düzenli terapisine gelen biri ama değişime çok kapalı bir adamçok kalabalık bir ailenin finansal yükünün tamamı kendinde olan biri Karadenizli bir aile bunlar ve çok iç içe geçmiş bir yapıları var baba hayatta ama baba aşırı narsistik bir adam ve şöyle ifadeleri var ben her şeyi sizin için yapıyorum ama yaptığı her şey ne mesela bahçenin önünü süpürüyor sadece çocuklara duygusal olarak hiçbir şey bırakmamış çalışmış para kazanmış çalışkan bir adammış gerçekten baba bu anne de tamamen fedakar o saçını süpürge eden anne modeli ve adamın annesiyle ilişkisi çok sıkı yani bu kadar kaotik bir ailenin onlar şehir dışında yaşıyorlar aile adam İstanbulda yaşıyor her hafta sonu eve gidiyor ve bu bahsettiğimiz adam 40 yaşında.
Meral Hanım:Cefakar anne bunu kabul ediyor anne ne kadar mağdur olduğunu biliyor muyuz gerçekten cefakar bir anne oğlunun her hafta şehir dışından gelmesine izin verir mi?
X:Anne çok çekiştiriyor onu zaten yani telefonla arıyor bu kavga dövüş sevgiliyle olan tarafta barışmalarını arzu ediyor ya da ayrıldıklarında ona kız buluyor yani anne o kadar içerideki hep böyle ama gizil gizil yapıyor bunu aman böyle hep oğlum iyi olsun aman öyle olsun aman böyle olsun arkadan arkadan minik minik işliyor tabi sen bilirsinlerle biten cümlelerle adamı çekiştiriyor aslında.
Meral Hanım:Aslında kavga dövüş giden ve bitmeyen bir ilişkisi var annesiyle ne dersin.
X:Evet var kadına birazcık…kadın adamdan 10 yaş küçük ve onun da en az adamın babası kadar grandiyöz bir babası var kadını da tanıyorum bir dönem kadınla da tanıştık ve gerçek bir borderline nasıl olursa öyle bir borderline bence tourette sendromu var çok sık tekrar eden ve konuşmasının içinde yakalanılabilen tekrarlar bunlar konuşmasal tekrarlar ve mesleğini yapmasında da aslında engel olan tekrarlar.Bu arada çocukluk geçmişinde çok ağır şiddet var annenin babayı aldatması var orası çok tuhaf bir hikaye gerçekten…
Meral Hanım:Tam sevgiliyle olan ilişki gibi yani.
X.Aynen öyle ve bu ilişkide en baskın şeylerden biri kadının adamı sürekli araması ve sürekli güvensizlik hissederek kıskançlık yaratması yani işte arabada bir çamur görüyor ve kim bindi bu arabaya diyor ya da bir tane saç teli görüyor kıyameti koparıyor bir telefon arkasından kadın sesi duyuyor ortalığı yıkıyor gibi.
Meral Hanım:Az önce annesini nasıl dedin sürekli arayıp onla mı oldun olmuyorsan ayrıldıysan birini bulayım sürekl kadınlarla onu bunu bulmak bağlantılandırmakla ilgili takipte olup arayan orada duran bir kadın duyuyoruz duyuyor musunuz ve adam yıllar içinde kadınla kurduğu ilişkide üç yıllık bir ilişki hiç varolmayan şeyler geliştirmeye başladı yani bugüne kadar adamın paranoyayla ilgili herhangi bir duygu-durumu yokken adamda şuan da ilişkisel paranoyalar var ve oda ona uyumlandı kadın bir parça iyileşmeye başlarken adamı kaybettik gibi oldu tam o bahsettiğimiz işte birinin diğerini içine alması gibi aslında.
Meral Hanım:Öteki ötekini bozar ve kötüye evrilir öteki ötekini bozduğunda artık bir nefes alacak yere gelebilir kendine döner çünkü bozacak bir şey.. o zaten özellikle borderlar kendi negatifini başka birine attığı zaman dönüştürebiliyorlar onunla.
X:Burası çok güzel çünkü tam söylediğiniz ötekine atar ve kendine döner noktasında kadın adamın evinden gitmemeye çalışırken eski dönemde şimdi kadın kendi evinde kalmak istiyor ve adam onun gitmesini istemiyor bir hale geldi.
Meral Hanım: Şimdi niye sürüyor bu arkadaşlar aşık olduğunu için mi sürüyor bu böyle o eksik olan sürekli tekrarlandığı ve onarılmadığı için böyle işte bütün o aşk hikayeleri bilmem filmler şeyler kavuşmak ya da iyi olmak üzerine bir aşk hikayesi gördük mü bugüne kadar filmlerde ayrılıklar kaçmalar kaoslar vurulmalar ölmeler kayıplar görmüyor muyuz aşk hikayelerinde yani iyileştirilemeyen şey aşktır o yatıştırılamayan şey sürer yani bu aşkın sürmesi demek o patolojik sürecin devam ediyor olması demek yani sevgiye dayalı bir aşk romantik ve sağlıklı bir olgun aşktan bundan bahsedemiyoruz olgun bir aşk daha sakin bir yerden başlayıp daha ivmeye yavaş yavaş çıkar ve iniş çıkışları vardır ama dengeli salınımlar dengeden yine düştüğü yere geri gelebilir bir çıt çıkar büyük ivmeler olmaz büyük salınımlar olmaz dolayısıyla o ya da bu şekilde mutlaka bu şeyler patolojik yöne ya da sağlıklı yöne evrilir aşkın dengesi ilişkinin dengesi her zaman bozulur ama dediğim gibi sistemde daha patolojik biri var ve o yönde sürüyorsa mutlaka patolojik olan ötekini alır tüketir dönüştürür ve onun yönünde sistem evrilir arkadaşlar.Zeki Demirkumbuzun Masumiyet filmi var şimdi onu izledim de bu psikesinema da onu yazacağım tam anlamamıştım filmi ne yazacağım ben öyle ilk başta bir kere boş izliyorum da hiç böyle bir yorum yapmadan sadece bunu nereye konsept koyabilirim diye şey yapıyordum ama tam şimdi bugün onları konuşuyoruz öyle kafamda o şey oluştu o olmayacak yerden girip oradan peşine takmak ya da olmayacak birinin peşine takılmak tam da buraları aslında orada olduğunu şimdi daha net farkediyorum dolayısıyla o birden oluşan kendiliğinden oluşan ve eksik nesneyi arayan aşk yine eksikli olarak ya zarar vererek yok ederek bir yere evrilir yani şiddetin ve eksikliğin boyutları arttırıldıkça o paylaşıldıkça onun boyutu kadar devam eder tükettiği yerde biter dönüşür ya da olgun bir şeye dönüşüp yatışıp uzaklaşmak durumundadır arkadaşlar yani birlikteliklerde sürdürülebilir olan tek şey ilişkinin birlikte evrilebilmesi becerisidir arkadaşlar ve onun için evliliklerin %60 boşanmayla sonuçlanıyor diğer evli olanlar da seks yapmıyor aynı odada bile çoğu uyumuyor konuşmuyorlar bile birçoklarımızın gelen danışanların anne babaları partnerler vs. iletişim bile yapmıyorlar birbirlerinin duygusal dünyası hakkında en ufak bağları bile yok birçoğunun bu nedenle öyle bir ayrılığa yalnızlığa düşüyorlar çünkü ortada bir kurulan inşa edilen birlikte yapılan birlikte evrilen bir ilişki kurulamıyor arkadaşlar o sağlıklı ilişki kurmayı kendini sağlıklı ortaya koymayı becerecek bir alan dahi yaratamıyorular bazen bu bir alanda yaratılıyor çocuklarda ortak olunabiliyor çocuklarda ortak hareket edilebiliyor bazen bir tarla satın alıyor o tarlayı işlemede şey olabiliyor bazen bir iş kurabiliyorlar o işi sürdürmede bir şey olabiliyor böyle bir alan bile yaratılmıyor bazen bir komşular oluyor o komşularla bir ilişki bir denge kuruluyor böyle bir alan bile bir sağlıklı ve evrilen bir etkileşim sağlayabiliyor bazılarında hiçbiri olamayabiliyor arkadaşlar şimdi bir tane bir danışanlarım var onu anlatacağım onu detaylı anlatacağım size şimdi o kadar enterasan ki.Şimdi çift terapisine geliyorlar güya adam getiriyor öyle bir şeyde geliyor ki adam olgun düzgün son derece kararlı ve eşi son derece ilkel hiçbir şeye katılamyacak terapiye de gelmek istemeyen zaten zorla da getirdim daha önceki terapistlere gitmedi buraya da gelmeyecek kaçacak diyen bir yapı başta öyle görünüyor dirençli şey çocuğundan ayrılmıyor sadece çocuğunu emzirmek isteyen kocasıyla yatmayan kocasının hiçbir işini yapmayan hiçbir şey yapmayan bir kadın gibi sonra bir ayrı ayrı gördüğüm ilk şeyde kadına ilişkisel bir şey soruyorum bu ilişkisel bir şey var mı çocuğundan uzaklaşmakla ilgili bir adım atar mı kadının gözü ışıldıyor arkadaşlar o gelmeyecek etmeyecek denen kadın o kadar orada ve hazır ki ama o ihtimal ona o kadar verilmiyor ve tanınmıyor ki bunu diğer danışanla görüştüğümde onun isteğiyse ben zaten ilişki kurmak istemiyorum eşimle herhangi bir şey yapma arzum ve isteğim yok ben çocuğumdan ayrı kalmamak için çocuğumun işlerini yapayım o bana bulaşmasın diye buradayım diyor o olgun görünen adam arkadaşlar neyse ki bunlar şimdi terapiye devam edebiliyorlar ve bir geldikleri noktada onların detaylarını anlatacağım size en son geçen seansa geldiler adam güya dakik bilmem ne şey yöneten çok kontrolcü bir adam arabada park yeri bulamadığı için 15 dk geç geldi hatta 20 dk kadın kendi arabayla geldiler o beceriksiz park yeri bulamayan denilen kadın tık diye gelmiş park etmiş pat diye geldi erkenden de geldi burada onu bekledi ondan sonra bu şey konuşuyorlar güya işte çocukların doğum günü ailelerine gidiyorlar diyorlar ki işte birlikte bir şey yapmakla ilgili hiç birlikte bir şey yapmıyorlar başbaşa bir şey yapmıyorlar ve kadın ilk defa kadın o kadar uyumlu bir borderline ki ona ters düşeceği bir yerde hemen geri adım atıyor ve adamın istediği gibi oluyor aslında bütün mesele bu adam onu istediği gibi formata sokuyor böyle tatlı tatlı şeyi de var napıyorsunuz dediğimde biraz geç geliyor diyor kadın endişe ederek bir şey diyecek mi diye bakarak ne kadar hani kaçta 12 gibi falan nasıl yani
Meral Hoca:Anlatacağım.Peki arkadaşlar aşka kimler karışır?Sizden cevaplar bekliyorum.Üçüncü kişiler üçüncü süreçler üçüncü durumlar her neyse.
X:En yakın arkadaşlar kesin dahil olur bence fikirler vs. aileler aileden yakın kişiler dahil olur fikir verirler ya da o dinamiklere yansır çocuklar varsa çocuklar kesin dahil olur.
Meral Hanım.Bunlar hangi bağlamda etkili olur.Başka neler karışır.
X:Bence iki kişinin dışındaki her şey buna karışır çünkü orası çok böyle iki kişilik bir dünya gibi ya başka hiçbir şeye yer yok gibi o yüzden bir evcil hayvandan tutun da bir iş hayatı bile aşka karışan kişi olabilir diye düşünüyorum ikilinin dışındaki her şey.
Meral Hanım:Bunların içinde hangileri etkin ve etkili olabilir?
X:Anne karışır en başta mesela özellikle border için en etken olan kişi de bakım veren kişidir.
X:İlişki olarak değil de aşk olarak mı cevaplandıracağız.Çünkü şey oluyor…
Meral Hanım:Tabiki yani şimdi aşk üzerinden gidiyoruz da.
X:Partnerlerimiz..aslında anne babasıyla birlikte ya da bakım verenleri olarak baktığımız zaman iki kişinin arkasındaki herkes yani şimdiye kadar eski sevgilileri de olmak üzere hani içsel olarak.
Meral Hanım:O kadar büyük gitme o zaten o dinamiğin şeyin içindedir bir etken etkin olmaktan bahsediyorum.
X:O zaman aile diyorum hocam yani bireysel olarak doğup büyüdüğü bakım vereni kapsamında iki tarafın da ailesi de o aşkın içerisinde yer alabilir.
Meral Hanım:Evet şimdi bu tip ilişkilerde demin verdiğiniz örneklerde de her zaman aileler ilişkinin içindedir arkadaşlar özellikle bizim gibi bireysel olmayan aileden hangi yaşta olursa olsun ayrışmamış olan o etkileşimlerin sınırların belli olmadığı ya da yetişkin ilişkisi kurulmayan bizim toplumumuzda çoğu yetişkin ailesiyle hala yetişkin ilişkisi kurmuyor arkadaşlar halla anne çocuk ilişkisi kurup çocuk rolünü devam ettireceği bir pozisyonda kalıyor ve ilişkisini revize etmiyor eşitler ilişkisine hiçbir zaman dönüşmüyor bu toplumuun en büyük kangreni de bu eşitler ilişkisine dönüşmediği için de kültürel ve manevi aktarımımız da doğru oluşmuyor yazık ki buralarda da bir takım kesintiler oluşuyor anne babalar her zaman bu aşka karışır bu sürecin içinde olur ve birçoklarımız kendimize göre değil onlara göre olan bir yapı içerisinde savruluruz ve ilişkinin dinamiği ikili ilişki dinamiği olmaz çoklu ilişki dinamiğine dönüşür ve çoklu aşk yaşamak nasıl olur arkadaşlar karışık olur ve yönetmesi ve bir yere getirmesi ve ortak bir yol ortak bir zemin herkese memnun olacağı bir yer ve yol ve bağlanma alanı bulmak oldukça zorlaşır.
X:Hocam bir tane söz vardı Avrupada evlilikler tango gibi Türkiyede halay gibi diye karşılığı gerçekten bizim ilişkilerin.
Meral Hanım:Çok güzel bir laf hakikaten halaya kalktığında kimlerin geleceğini bilemiyorsun ve eklendikçe ekleniyor ve sen nerede olduğunu kimin arasında deresinde kaldığını kestiremiyorsun buralara kadar gidebiliyor ve bu faktörleri de çift terapisinde değerlendirmek konuşmak ne oluyor ne kadarı kendi bireysel ilişkilerinden evrilen ya da evrilmeyen sürecin ne kadarı aile ya da aile dinamiklerinden ve onun ilişkinin kurulmasına etkisi onları yine birazdan konuşacağız ve tabii ki diğer şeyler aşka karışan diğer en önemli en yakınlarımızdan birisi nedir arkadaşlar çocuk toplumumuzda en çok ailede bir denge sağlaması için çocuk yapılır aile olmak için ancak çocuk olduğu zaman ilişki dinamikleri çoğunlukla bozuluyor ve çift terapilerinde her zaman bunu görürsünüz çünkü artık orada bir aşk ilişki değil anne-baba rollerinin uygulanması ve ayrışmadıkları bireyselleşmedikleri rollerin uygulanması kendi çocukluklarındaki eksikliklerin onarılması kendi çocukluk travmalarının sisteme girmesi ve üçlü ilişki kurmakta zorlanan yani hala preodipal meseleleri olan preodipal ilişki kuran yapıların olgun nevrotik ilişki üçlü ilişkiyi kuramama oradaki rolleri oturtamamakla ilgili meseleleri devreye girer bebeğin kıskanılması bebek geldikten sonra eşin bütünüyle anne gibi görülmesi algılanması anne yerine atılması aşırı çocuğa yönelik kaygı besleme muhafaza etme ihtiyacından eşin erkek olan eşin yadsınması sürecin dışında bırakılması ilişkilendirilmemesi ve bir aile üçlü bir ilişkiye dönüştürülmesine de o partnerin rol almasına da izin verilmemesi şeklinde bir çok unsurlar devreye girer tabi çocuğun sağlık durumu çocuğun mizacı çocuk sağlıklı doğabilir arkadaşlar arada hastalanabilir doğumdan itibaren ağır sağlık sorunları yaşayabilir hayatta kalma mücadelesi verebilir hayatta kaldıktan sonra işte gelişimsel bozukluğu olacak bir şeyle mücadele etmek zorunda kalabilirler çocuğu bir proje olarak görüp çocuğun okulu vs. yaşantısı üzerinden belirleyip kendi yaşantıları olmayacak bir şeye evriliyor olabilirler tamamen ilişkinin aşkın birincil öncelikli birlikteliğin yadsındığı bir yöne evrilebilirler toplumumuzda en çok gördüğüm şey her ne kadar aileler üzerinden etkilenme olsa dahi onlar belli oranda etki ederken çocuk olduğu zaman iki tarafın da komple bireyselliklerini ve kendi varlıklarının farkındalığını ilişkiye katmakta artık çok yetersiz kaldıklarını ve bütün yükü çocuğun üstüne yüklediklerini ya da çocuğun üstünden ilişkiyi komple gözardı ettiklerini çok net gözlemleyebiliriz çift terapilerinde en çok da bu aralıkları buraları çalışacağız klinikte üstünden geçeceğiz arkadaşlar peki sevgi nedir arkadaşlar?
X:Bir seminerde duymuştum aşkın ömrü iki yıldır diye hani bilemiyorum daha sonrasında aşkın bitip devamının geldiği yer gibi düşünüyorum.
X:Duygunun sizden bugüne kadar belki birçok yerden okudum ama duygunun sizden şeyi isterim tam karşılığı bilimsel açıklaması neenerji mi ne daha sonrası için.
Meral Hoca:Bu duygu.Duygu duygudur duygu hissettiklerimiz enerji diye bir şey yoK
X:Peki ruhta mı kalpte mi?
Meral Hanım:Psikolojide bunu konuşmayalım istersen her şey beyinde yani.
X:Beyinde yani tamam bunları öğrenmek istiyorum hani hissediş beyinde.
Meral Hanım:Her şey beyinde arkadaşlar bütün tepkiler anlama anlamlandırma kavrama her şey beynimizde oluyor.
X:O zaman ruh beynin bir parçası mı oluyor bunu kabul ediyor muyuz psikolojide?
Meral Hanım:Şimdi bizim ilgimiz olmayan konular soruyorsun bize.
X:Yok tamam anladım hocam tamamen anlamak için soruyorum.
Meral Hanım:Ruh dediğimiz şey yok kendilik var kendilik konuşuyoruz tamam mı?Sana sorulacak olan şey kendiliğindir başka bir şey değil.Varsa tabi kurabildiysek yapabildiysek kendilik var tamam mı?Ve tabi kendiliğin nerobiyollojik sistemlerini eğitimde anlatıyorum psikolojik sistemlerinde konuşuyoruz.Evet sevgi nedir arkadaşlar?
X:Hocam Ben burada sevgi dediğimizde sadece insana olan bir sevgiyi değil de tüm her şeye duyulan bir sevgiyi hayal ediyorum ama ona göre cevaplayacağım koşulsuz olduğunu düşünmüyorum öncelikle bize vermenin de almanın da iyi geldiğini hissettiğimiz ve genelde akılla paralel yani seçtiğimiz bir şey gibi geliyor bana sevgi yani neyi seveceğimizi seçiyoruz ve orada bize iyi gelen bir şey var.
X:Sevgi bir araya getiren bağlayıcı duygu olarak duyuyorum ben şey gibi hissediyorum bütün duygulr gibi geçiyor tekrar gelebşlen tekrar geçebiliyor.
Meral Hanım:Daha çok bağlayıcı olması.
X:Bağlayıcı ve tutkal gibi tanımlayacak olursam birleştirici unsur bir araya getirici unsur olarak.
X:Ben de hissettirdiği şey şu sıcak ılık şevkatli ve ilgi uyandıran bir his bir duyum gibi geliyor yani aklımda şudur budur diyemiyorum ama benim hissettiğim şey sevgi gibi geliyor arkadşımızın dediği gibi bu bir nesne olabilir –bir hayvan bir insan ya da herhangi bir şey olabilir ama bedenimdeki hissi daha çok bana hissettiriyor.
X:Aklıma bir kavra daha geldi yönelme hali demek geldi içimden seçtiğimizin yanına belki daha içsel bir yerden geldiğini belirtmek için yönelme hali ekleyebilirim.
Meral Hanım:Şimdi genel tanımı ile sevgi arkadaşlar şöyle tanımlanıyor daha çok sevgi anlamak hissetmek paylaşmak ilgi bağlılık içtenlikli yakınlık sevecenlik ötekini iyileştirmek ötekinin iyiliğini istemek ve içten bağlanma şimdi bunların içinde daha çok vermeye yönelik bir şey var arkadaşlar yani iyi bir yerde anlamak her şeyden önce şey çok önemli anlamak yani karşıdakine açık olmak adım adım gidersek karşıdakine açık olmak yani onun varlığını duymaya varlığını işitmeye açık olmak ve bu açıklıkla o anlama yönelik bir şeyler hissetmek hisleri ortaya koymak paylaşmak ve almakla da ilgili bir şey yok vermek kısmından konuşuyoruz sevenden bahsediyoruz hissetmek ve bunu paylaşmak hissettiğin şeyi öteki tarafla paylaşmak ve ilgi göstermek bu paylaşımın içerisinde ilgi var karşıdaki için karşıdakine yönelik bir şey var bağlanma var sevdiğin zaman orada durmak istiyorsun o seni tutmuyor arkadaşlar sen orada durmak istiyorsun bağlılık gösteriyorsun ve içtenlikli bir yakınlık yakınlık sadece orada durmak değil kendini açmak kendini ortaya koymak samimi ve çıplaklığını gösterebilmekle ilgili bir durum ve sevecenlik bunu sevgiyle yapmak yani zorla çekerek iterek değil bir sevecenlik üzerinden yapmak ve öncelikli olarak ötekinin iyiliğini düşünmek Aşık Veysel gibi bu sevdiğine gidecekse kadın muhtaç kalmasın onun iyiliğini düşünebilmek ve ona içten bağlanmak olduğu ya da olmadığı yerde olmasına rağmen bütün bunlara benim tercümemle bana göre sevgi arkadaşlar nedensiz bağlanma ve sahip çıkmadır bana göre sevgi kendisinden başka hiçbir nedene ihtiyaç duymayan bağlanmadır benim tanımıma göre aslında istediğimiz şey sevilmek derken çocuk olarak da yetişkin olarak da temel insani ihtiyacımız olarak da istediğimiz şey bu bir nedensiz olarak bağlanıp sahip çıkılmak sahip çıkılmak nedir bütün bunların paylaşılması yaşanılması ilişkilenmesi iyi bir yerde olunması ve sevgi seven içindir arkadaşlar verenin verdiği bir şeydir yani koşulsuz dediğiniz kısmı da bu sevgi seviyor olmanız severek davranmanız sevdiğiniz şekilde birinin yanında durmanız karşıdakine bir borç yüklemez yani onun karşılığında size bir şey yapması yanınızda olması orada olmasıyla ilgili bir borç yüklemez böyle bir beklenti varsa bu sevgi değildir arkadaşlar tamam mı bu sevginin talepkarlığıdır ha tamam sevdik karşı taraftan da sevgi gelmezse nasıl ilişkileneceğiz böyle bir soru geliyor sevilmemiz de gerekiyor ki ilişki kullanılmadan biri zarar görmeden biri idare etmeden benzer paralellikte ilerlesin o zaman sağlıklı ilişkiye evrilebilmesi için denk sevgilerin dennk sevilme biçimlerinin oluşturulması ve bir araya gelmesi gerekiyor ya da gerçekten olgunca severek olduğunuz yerde beklenti ve talepkarlığınızdan sıyrılabilmeniz gerekiyor bu sadece idare edip kendini yok saymaktan bahsetmiyorum olabildiği halde hemhal olup onunla gerçekten iyi olabiliyorsan ve hala sevmeye devam edebiliyorsak şimdi ilişkilerdeki en büyük problem ötekine seni seveceğim yerde kalmadığın için benim sevgimi zedelediğin için sevgimin derecesini değiştirdiğin için sana kızıyorum sen böyle dur ki ben seni aynı sevmeye devam edeyim talebini yüklememiz bu sevgi değil bunu ayrıştırmamız gerekiyor aslında sevginin mümkün olması sürekli olması zorlandığı yerde ilişki problemleri oluyor bunun içerisinde yeni bir denklem ilişki problemlerinde ben ne yaşıyorum ne zorluk yaşıyorum nasıl oluyor yani yaşanılan şeylerdeki problem sevgi üzerinden yorumlanırsa hiçbir yere varılmıyor yani o problemlerin sevgi ve sevgi kapasiteleri üzerinde yarattığı etkinin yorumlanması konuşulması ve dönüştürülmesi gerekiyor arkadaşlar ve danışanlar bunu buradan görmeyi duymayı ve birbirini böyle anlamayı ve bunu konuşmayı bilmiyorlar burayı farkettirip onun üzerinde yoğunlaşmak ve bir sevgi alanı oluşturmakla ilgili potansiyelin olan sevginin sürekliliğini sürdürebilmesiyle potansiyellerin çiftlerdeki kapasitelerin ve etkileşim alanlarının değerlendirilmesi önemli arkadaşlar ilişkide bunu gözetiyoruz çünkü ilişkiyi sevilen olmak yürütmez ilişkiyi seven olmak yürütür arkadaşlar sevmediğiniz hiçbir yerde kalmazsınız hani bülbülü altın kafese koydular hesabı kalmazsınız o kafeste kanadınızı çırptığınız yerde kaırsınız ve zaten o olmaya zorladığınız yerdeki problemler bize ilişki problemleri olarak yansıyor diye düşünüyorum arkadaşlar.Şimdi x diyor ki toplumda ne kadar yablış bir laf var sevdiğin değil sevildiğin erkekle evlen diye çünkü bunun arkasındaki şey ne biliyor musun erkek zaten sevmez erkek zaten sevmez senin ihtiyaçlarını sevgiyi ve erkeğin ihtiyaçlarını karşılaması belli şeyleri yapması belli görevleri üstlenmesi işte ona çiçek alması bakım vermesi üzerinden tanımlarlar gerçek bir sevgi tanımlamazlar o sevildiğin dedikleri şey erkeğin bakım vermesidir erkek zaten sevmez bakım verecek erkek bul derler aslında bunun tercümesi böyle ne dersiniz?Ve böylelikle erkeği zaten seven ve sevebilme potansiyeli olan sevebilecek biri olmaktan mahrum ederler ve maalesef ki bizim toplumumuzda erkekler böyle yetiştiriliyor sevmek üzerine bir şey öğretilmiyor onlara bakmak ya da almak üzerinden bir şey öğretiliyor onlar da ona göre davranıyor aslında yani o kültürü yadsıyacak herhangi bir şey yapmıyorlar ancak onun çerçevesinde onlar da duygusuz yalnız ve yoksun kalıyor biz de duygusuz ve yoksun kalıyoruz onun için sevginin tanımı sevginin inşa edilmesi sevginin iki tarafa da anlatılması önemli ancak baştan itibaren yanlış sevildiğimiz sevgi ve beklentilerin planların projelerin belli duygusal yüklerin yansıtılarak büyüdüğümüz şey aynı yansıtmalarla sevilmek ya da sevdiğimizi sanmakla meşgul olarak geçiyor hayatımız ancak sevginin tanımını ve yalınlığını oluşturup denklem kurlabilirse ilişkiler çok başka olur arkadaşlar başka bir yere evrilir ve insanın doğası kötüden etkilendiğinden daha çok iyiden etkilenir arkadaşlar insanın doğasının daha iyicil olduğunu düşünüyorum kötü yapma kapasitesi gücü çok daha fazla olmasına rağmen özellikle ilişkisel açıdan yakın ilişki açısından iyiye gitmek için küçük bir pamuk teması bile yetebilir o kadar açık ve hazır birçok insan ama oradan o kadar az insan temas ediyor ya da temas alabiliyor ki o kanalı açmak o kanalı tanıyor olmamız gerekiyor bizlerin de o kanalı tanımamız gerekiyor ki o sevginin de olup olmadığını sevginin inşa edilecek şeyin ne olduğunu ortaya koymak sevgi alınan bir şey değildir arkadaşlar sevgi verilen bir şeydir sevgi veren bir şeydir sevgi orada olan bir şeydir ne dedik nedensiz bağlanma ve sahip çıkma ben burada seninle yanında olacağom buna gönüllüyüm demek bu gönüllülük lafı da bizim çift terapimizin önemli bir terminolojik lafı onu da size birazdan anlatacağım ilişkiye gönüllü olmak sevgiye gönüllü olmak orada olmaya gönüllü olmak gönüllü olarak seçmediğiniz kendi nesne ilişkiniz ailenizin yaşınız gelmiş hayat dayatmış bilmem ne bu kız kaçacak başka bir kız bulamam adamın bilmem ne çevresi var baba olur diye bir şeyler üzerinden giderseniz gönüllü olmadığınız her şeyde sonunda zaten gönülsüz olursunuz sevgiye bu kadar değiniyorum umarım ne demek istediğimi biraz anlatabildim demin bahsettiğim yer sevmek mi sevilmek mi kısmı arkadaşlar sevildiğini hissedebilmek kişinin sevgi kapasiteleri kadardır arkadaşlar sevgi kapasitemiz ne kadar yoğunsa sevildiğimizi o kadar alabiliriz eğer sevgi kapasitemiz yoksa darsa sığsa dünyalar kadar bizi sevseler bile onu algılayamayız hissedemeyiz özellikle narsistik yapılarda o kadar zor inandırma memnun etme ve orada olmak ve sürdürmek o kadar zordur ki çünkü kapasiteleri düşüktür borderlinelar o kadar soyutta sevme ve sürdürme becerisini sürdüremez ki hep soyut bir şeyle aktif bir şeyle sevdikleri için sürekli olarak sevileceklerine güvenemezler ve terkedilmekten korkarlar şizoidler için sevgi o kadar büyük bir tehdit ve tuzak ve kaygı verecek bir yerdir ki şizoidler için bağlanma sürekli ve güvenli değildir kaybedebileceği zarar görebileceği bir şeydir o sevgi kaybedeceği ve zarar göreceği bir şey olarak korunması gereken bir şeydir ve ona sevgi verdiğinizde de ona temkinli bakar onu iter canım dersiniz bir dakika der bir saniye ne oluyor der o itme mesafesinden başlar şimdi bunları da o yapılar üzerinden yavaş yavaş konuşacağız olur mu arkadaşlar onun için…
X:Bir şey paylaşmak istedim ben şuana kadar hep gördüm ki sevilme arzusunu birinci plana koyan insanlarda hep ilişkilerde ciddi problemler çıkıyor yani sevme kapasitelerini hiç görmeden bakmadan sevilme arzusuyla ilişkiyi böyle ele almaya çalışıyorlar ve orası hep bir kaotik hale geliyor hem hendisi için hem karşı taraf için bazen de gerçekten böyle köleleştiriyor o sevilme arzusu onun istediği gibi olmak onun istediği gibi bürünmek ve sonra geldiği halden memnun olmuyor ki öfke ve kızgınlıkla karşı tarafa zarar vermeye başlıyor sevme kapasitesine yani kendi sevme haline bakan insanlar daha sanki güzel ilişkiler iyi ilişkiler kurabiliyorlar gibi geliyor.
Meral Hanım:Çünkü sevilme talebi bir açlıktır arkadaşlar bir açlığın doyurulmasıdır yani ve o doymaz bir açlıktır yani heep sevileyim hep alayım hep alayım yesen de doyurmayan bir şeydir çünkü o sevildiğinizi sevgiyi bilirseniz hissedersiziniz sevmeyi bilmeden sevildiğinizi nasıl hissedeceksiniz önce insanların bunu farketmesi gerekiyor benim sevme kapasitem nasıl sevgiyi algılayabiliyor muyum sevebiliyor muyum kendimi birine teslim edebilir miyim bir ilişkiye bağlanmaya kendimi bırakabilir miyim birinin insafına kendimi bırakabilir miyim çünkü sevgi böyle bir şeydir orada tereddütünüz varsa sevildiğinize inanmanız çok zor orası pek ikna edilecek bir yer değildir arkadaşlar güven gibi güven de yine kişinin kendisiyle ilgilidir güveni kişiye kendinden başka kimse veremez güvenmeyi ya tercih ederiz ya da güvensizlikte kalırız çünk bu dünyada hiçbir şeyin garantisini hiçbir kimse bize veremez arkadaşlar yani güvenmek demek bir şeyin olmaması yanlış olmaması ya da beklediğimiz şekilde gitmesi demek deği güven bütün her şeyin olma ihtimaline rağmen orada olmayı tercih etmektir yani sevgide böyle bir kapasitedir arkadaşlar kendinden doğan kendinde olan bir şeydir
kendinde olmayan bir şeyi veremiyorsun çocuğuna da veremiyorsun eşine de veremiorsun kendine de veremiyorsun kendiyle hem hal olup kendini sevebilme kendi içinde bir dinginlik bir netlik oluşturabilme kapasitesi oluşup dışarı yönlendireceği bir yöne evrilmesi gerekiyor çoğunlukla sevilme arzusu olan kişilerin esas sorunu kendilerini yeterince sevememeleri kendilerini tam da sevilir bi şey bulmakla ilgili ilk nesne kaybıyla ilgili ihtiyaçları eksiklikleri onu tam öyle hissetirececek yapılar oluşmamış ve o eksiklikte kalmışlar ve onu sürdürmeye telafi etmeye çalışıyorlar yine eksiklik üzerinden aslında kim kimi seviyor arkadaşlar kim kimi seviyor? Biraz demin aslında bahsettim o sevilen ve seven olmak üzerinden arkadaşlar.
X:Burada sizin söylediğinizden hareketle gönüllü olan mı orada olmaya olayı sürdürmeye gönüllü olan ötekini seviyor.
Çıkmayı sürdürmek yönünde olan seviyor.Sevmeyi sevmek çok klişe geliyor bana yani sevmek ne onu zaten tanımlamaya çalışıyoruz öyle bir sevmek değil yani oradaki şey illa bizi iyi hissettirecek sevmek böyle illa tatlış bir şey gibi tanımlanıyor ya böyle cici bir şey gibi hani o hemhal olmakla ilgili bir şey olduğu şeyle kalmak olanla kalmaya gönüllü olmak iyi bir şeyle değil bakın yani şart koyduğum şey orası illa iyi bir şey değil olan bir şeyde ben kalmanın bir yolunu bulacağım onunla sürdürmenimn onunla devam etmenin bir yolunu bulacağım ama kendimi de var ederek kendimi de ortaya koyarak bunun ilişkisini iletişimini kurarak dolayısıyla oradaki bunu tanıtmak ve yani aslında sevmekle ilgili bir yöne bakamadıkları ve buna bakarak da karşı tarafı da sevmemeye sevk ettikleri hep sevgisiz bir yerde yansıtma yaptıkları diğer unsur da o yani siz neyi yansıtırsanız onu geri alırsınız o sen beni sevmiyorsun dediğinde sen beni sevmiyorsun şeyi olur ve sevmeye bir yapılanma ve bir zemin üzerinde konuşmazsınız örnekleri vereceğim onların üzerinden süreci ilerleteceğiz.Mesela çocuğun hani bana göre bu dünyada gerçekten de koşulsuz seven tek canlı çocuktur arkadaşlar çocukken severiz çünkü ne olursa olsun bu epigenetik de olsa mecbur olduğumuz için de olsa öyledir o bağlanmada ve sahip çıkmada kalırız hayat boyu da onun için satmayız ebeveynlerimizi onları iyi ve iyi olup bize geri dönüp o iyiliği yapacaklar diye hala severiz o yüzden de bırakmayız o eksikti o kötüydü onlara öfkelenmek istemeyiz o canımızın yanmasını kaybımızı kabul etmek istemeyiz onları iyi tutmak sevmeye devam edebilmek için bu inkarı yaparız sevgi büyük oranda belli konularda inkarı da gerektirir belli şeyleri yadsımayı belli şeyleri görmezden gelmeyi olduğu gibi kabul edebilmeyi gerektirir ancak daha olgun sevgide bir inkar değil bebeklikte çaresizlikten gelen bir inkar var aynı çaresilikten gelen inkarla değil o olan şeyin gerçeğiyle etkileşip yeni bir dil yeni bir ortaklık yaratmanın etkileşimini kurabilmektir sevmek ve burayı buranın üzerinde çalışacağız.
X:Şimdi siz söylerken aklıma geldi kızım dünyaya geldiğinde böyle gülümseyerek ona böyle hayranlıkla baktığımda garip bir heyecan oluyordu böyle acayip bir heyecan hali bütün bedenininde hissediyordum onu onun devamını da istiyordu o bakışların devamını da istiyordu sonra bu benim böyle çok dikkatimi çekti ve daha yetişkin insanları o bakışla baktığında aynı heyecanı onların da yaşadığını gördüm çok garip bir şekilde yani böyle heyecanlanıyorlar ellerini kollarını kollarını nereye koyacaklarını bilemiyorlar cümleler karışıyor birbirine o nasıl orada kalıyor çok şaşırmıştım yani o küçük bebeklik ihtiyacı orada nasıl kalabiliyor şimdi siz seven kimdir aslında seven neyi arıyor falan diye sorunca böye bir içerilerden galiba o bakışı arıyoruz yani çok içeriden derinden.
Meral Hanım:Gerçek kendiliğime her ne boksam gerçek kendiliğimde ne var ne olduğunu vurgulamadan bilmeden bir şey beklemeden bir şeyin içine koymadan bana bağlanıp bana sahip çıkıp orada bana gülümsemeyle bakacak birine o kanala ihtiyacımız var ve onu bulduğumuz yerde gerçek kendiliğimiz canlanıyor onun için o bir yerde çıkabiliyor bu yeterince çıkmadığı için zaten hep sevilelim bir şey olsun bir yoksunluk ve eksiklik üzerinde kalıyoruz hepimizin ona ihtiyacı var ona açız zaten oradan kime bakarsanız bakın yani katil olsa bir durur arkadaşlar katil olsa durur bu şeye çok güzel bir örnek oldu teşekkür ederim o şeye hepimizin fazlaca ve fazlaca ihtiacı var ve bunu verebilmek bu sadelikte bizden bir şey değil a canım a şeyim bir oyuna değil sadece onun olduğu şey orada hemhal olmak orada kalmak.Bunu terapide de böyle tanımlayıp bu alanı tanıtmak arkadaşlar bütün yelkenler iner bunun üzerne bir şeyleri kurmak pronlemin üstüne değil pronlemi çözüp analiz ettiğimşz şey ilişkiyi tesis ettiğimiz şey bu sevgi üzerine kurmak tamam mı?Beklentiler ve istekler ve eksiklikler üzerine değil olanla nasıl hemhal olunur arzusu ve gönüllülüğü üzerinde durmak.Şimdi peki sevgiye ne yüklüyoruz arkadaşlar yani hani durup X’in de çok güzel anlattığı gibi bebeğin o bıcır bıcır bakan gözlerine şimdi şeyi canlandırdı bende bir tane bir danışanım var hep anlatıyorum işte daha işte bir iki aylık çok hani böyle ilkel şizoid bir yerde ama o kadar güzel boyutlu ve şey çalışıyoruz ki ve kendi terapimde bahsettim o kadar iyi geliyor ki bana onunla çalışmak böyle boncuk boncuk gözleri küçücük elleri var ve o görüldüğü şeyde o gözler o kadar güzel bağlanıyor ve dönüyor ve orada ki o potansiyeli görmek o kadar mutlu ediyor ki beni ve bu insan hiç kimseyle ilişki kurmayan dünyadaki nesnelerle bile neredeyse ilişki kurmayan kafasında yaşayan iki ayrı evinde yalnız yaşayan işinde çok işlevsel olan bir insan o o kadar güzel bir duygu ki onu birinde görmek çünkü muhtemel bizim de ona ihtiyacımız olup görülemediğimiz ya da karşılanamadığımız ihtiyaçlarımızı da bize yansıtıyor dedin ya X çikolata verince çok mutlu oluyorum onun gözünde şey benim o gözündeki boncuk boncuk mutlu olduğum şey de benim de ihtiyacım olan şey aslında muhtemel eksikliklerle geldiğim şeyin birine verebilmenin kendimde de olabilme ihtimalini deneyimlemenin verdiği mutluluk aslında tabii ki bunun imkanı var ve bunu paylaşmak çok yine iyi geldi bana arkadaşlar bu böye şey günü bitirip gidesim geldi çünkü şeye geeceğim şimdi sevgiye ne yüklerize geldi daha patolojiye geçeceğim yavaş yavaş oraya hiç geçesim gelmedi şimdi ama isterseniz devam edelim bu süreçle ilgili ya da burada bırakıp yarın da patolojik şeye devam edebiliriz.O kadar basit ki aslında diyorum ya o bağlanmak ve sahip çıkmak ve orada olmak sendeyim seninleyim bu kadar.Ve terapide çalıştığınızda bunu insanlara farkettirdiğinizde o terapi de o anlık birbirlerine yönelimlerini gözlerindeki ışıltıları gördüğünüzde o da sizi çok mutlu ediyor çift terapisinde o kadar hemen onu orada görüyorsunuz ki o aralarındaki değişimi geldiklerindeki oturmayla çıkarken ki oturmaları o gözündeki ışık işte demin anlattığım hani kadın terapiye bile gelmez asla çocuğundan bir an bile ayrılmayı düşünmeyen kadının o birebir görüşmeden sonra kavrayıp sonra ilişki şeylerinde yansıttımdaki gözünün o ışıldamasını size tarif edemem arkadşalar.
X:Bir ekol var orada diyor ki insanlar birbirinin sinir sistemlerini ve sakinleştirmeden aslında ilşiki kuramazlar yani hatta şöyle bir örnek vermişti eğitimde eve girdiğinizde evde olan kimse kadın erkek farketmez bir sarılın dışarıdaki kızgınlık öfke trafik her ne yaşadıysanız onu eve getirmemek için birbirinizin sinir sistemiyle bir uyumlanmanız gerekiyor.
Meral Hanım:Çünkü onun nörobiyolojik bir şeyi var oksitosin aşılıyorsun oksitosin ne der bağlan ve bu kişiye yönel der sana arkadaşlar bu kişiye sahip çık der.
X:Ve şey çiftlerde mesela sinirli ve gergin olanı sakinleştirmek konuşmayı sağlamak için aslında çok önemli ama bizde öyle bir sorun var ki o haksızlığa o kadar takılıyoruz ki ilişkilerde o haksız o yanlış yaptı ama zaten duymuyor o sırada konuşmayı o sohbeti söyleneni karşı tarafın söylediğini hani sinirli gergin huzursuz mutsuz ve ha bire ona ne kadar haksız ne kadar kötü olduğu sürekli anlatılıyor
konuşma ortamı yok aslında orada.
Meral Hanım:Orada kendi canının derdiyle patolojisiyle meşgul kendine yapılan haksızlıklarla o onların peşine düşmekle meşgul orada kendini sakinleştimekle de ilgili kapasitesi olmadığı için ötekini sakinleşirmekle ilgili bir ihtimali de yok sevgi deddim ya sevgi kapasitesi olan verebilir kendini sakinleştirme kapasitesi olmayan ötekini sakinleştirme kapasitesi fikri de olmuyor ve birlikte tırmanıyorlar ondan sonra ve terapideki çift terapisindeki daha yönlendirici olduğumuz moderatör olduğumuz şey de bu o celallenmeleri orada belli seviyeded yaşarlar değilse bir dakika sen bir dur sen dur sen burada ne dedin sen ne anlattın sen ne hissettin o kişide ne oldu yavaş yavaş o ötekini önce kendin sakinleştirme durma bekleme dinleme sorma ötekini sakinleştirme ihtimalinin ve ötekinin sen sakin durduğunda duygunu farketme duygunu söyleme öyle olduğunda ötekinin duygusunu farketme söyleme ve onun üzerinden etkileşim kurma alanlarını seans odasında açacak etkileşimleri yönetiyoruz tamam mı?
X:Normal hayatta bile aslında sinirli olana bir kahve içer misin o molayı vermek bile seni görüyorum seni düşünüyorum demek bile iyi geliyor aslında ama o öfke anında celalli celalli iki tarafın kavgaya tutuşması sinir sistemlerini daha fazla uyarıyor.
Meral Hanım:Belki o öfkede daha görülmkle ilgili bir ihtiyacın bir durumun belki farkında olmuyor o kadar öfkesi o negatiflik geçiriyor ki zaten orada bir sis bombardımanında yani o b.
AŞK
Meral Hanım:Şimdi en büyük mücadele edeceğimiz yer terapide her zaman burası olacak özellikle çift terapisinde ve bireysel terapide de bu buradaki farkındalıkları yani bütün buradaki mesele hep eşe partnere beklenti olarak şey yapar daha çok ilişkideki günlük olaylar ve etkileşimler üzerinden göreceğimiz yansımaları beklentiler onu bekledim bunu yapmadı öyle istedim öyle olmadı bunları somutlaştırmak için beklentiler şeklinde bir sürü bir silsilemiz kurgumuz oluşuyor yani insanın en büyük kurgusu beklentileri arkadaşlar tamam mı bu beklenilen şeyler nesnenin kendisiyle ilgili değildir bizim içimizdeki kayıplarla olmayanlarla ilgilidir ve hiçbir zaman da karşıdaki kişi onu tam olarak anlayabilir ya da cevap verebilir onun için de bu insanlar olmuyor ama etmiyor ama adam bir sürü şey yapıyor kadın saçını başını yoluyor yine de olmuyor çünkü olmayacak onunla ilgili bir şey değil bunu ayrıştırmanız gerekiyor terapide bireyler arasında ve hiçbir nesne kayıp nesneyi telafi edemeyecektir arkadaşlar bir kere bunun netliğiyle orada oturmak ve yavaş yavaş o beklentilerini nörodinamiklerini çalışacağız nasıl çalışacağımızı daha farklı anlatacağım klinikte.insana gerçeklikten daha iyi gelen hiçbir şey yok bu dünyada zaten diyorum ya gerçekliği göstermeyerek eziyet ediyoruz ve maalesefki diyorum ya bizim toplumumuzun en büyük şeyi hepimiz bu yarayla bu kayıpla tabii ki göçebe köksüz bir toplum olmamızın kültürsüz…Anadolu çok zengin bir kültür ama arkadaşlar Türk kültürü o kadar köklü değil yazık ki göçebe bir kültür sürekli olarak sıfırdan al yeniden git ailemizin mezarı yok arkadaşlar dedemizin babaları var en fazla babaları bile yok hani çok üzücü bir şey bu senin dedenin dedesini bilmemek yerini bilmemek yurdunu bilmemek çok zorlayıcı bir şey ve o kayıplarla o kadar iç içe ve sürekli yaşayıp tolere ve onarıcak bir kök ve yerleşiklik içerisinde olamadığımız için de buraya çok yatırım yapıyoruz mağduriyete çok yatırım yapıyoruz mağduriyetleri çok besliyoruz ve hepimizin o eksiğini tamamlama çabasından dolayı ilişkinin doğası o eksiklikleri telafi etmek ve vermek üzerine aslında bunu yaptıkça almak üzerine talebimiz de daha ilkel bir şekilde artıyor yani ve çocuklarımızı da hep bunlardan mağduriyetten korumaya çalıştıkça daha ilkel ve talepkar ve doymayacak bir yere getiriyoruz ve daha çözümsüz ilişkisiz bir yere doğru itiyoruz onun için bu dönüşümleri sağlamak son derece önemli diye düşünüyorum
ve bunun fark edilip kişilere anlatılması tatlım sen busun sen busun sen bunu bekliyorsun sen bunu bekliyorsun senin bu eksikliklerin var senin bu eksikliklerin var bu kadın bunları yapabilecek bu adam şunu olabilecek ama bunu olamayacak buna rağmen var mısın olayı buraya getirip bunun üzerinde var mısın varsan nasıl yapacaksın nerede dengeleneceksiniz nerede uyumlanacaksınız onları klinikte çalışacağız tamam mı?
Tabii ki aşk devreye girecek arkadaşlar ne zaman ki gördük ki telafi edilmeyecek canımız yandı üzüldük üzüntüyü acıyı ve kaybı yüceltmenin en iyi yolu nedir arkadaşlar? Aşık olmak o zaman aşık olacağımız bir şeyler yaratacağız aşkı yaratacağız ki yine bu üzüntüyle oturup kalıp hayatımı geçmesin dolayısıyla esas mesele yok edilemeyen ya da telafi etmeyen nesneye aşık olarak hayatımızı sürdürmek durumunda kalacağız peki bu aşk nasıl bir aşk arkadaşlar yavaş yavaş bunu göreceğiz yani aslında aşk ve duygu ve bağlı oldukları şeyin dinamiklerini tanımak anlamak ve terminolojisini koymak için bunları anlatıyorum bunlardan danışanlarınızın dinamiklerini anlayıp dinleyeceksiniz ki ona göre neyi nasıl çalışacağımızı da o terminoloji üzerinden anlatacağım size tamam mı? Zaten kendinden anlıyorsan o zaman gerçekten anlarsın kendine temas etmeyen hiçbir şeyi tam anlayamıyoruz o yüzden ne güzel ki sana temas edebiliyor oradan işleyebiliyorsun o bir yere varıyor aşk nedir peki arkadaşlar kişilere göre aşkın tanımı değişebilir görecelidir herkes farklı şekilde kendi hissettiğini temel olarak bir tanım yapabilir ancak literatürde aşk birbirlerine doğru güçlü bir şekilde çekilen insanların duygularını derinleştirmeleri ve ilişkiyi sürdürmeyi istemeye başlaması olarak tanımlanabilir yani orada daha yoğun daha derin daha çok ve daha ilişkisel olmakla ilgili taleptir aşk ne olur zaten aklımıza düştüğü zaman beynimiz durur zaten onu düşünmeye başlar hemen dopamin enerjik sistem harekete geçer burada bir ödül var der ve heyecan duyar bir şeye çünkü orada bir heyecan duymuştur ama bu heyecan geçmişteki meselelerinden mi sağlıklı bir yerden mi neden olduğunu bilmiyoruz onun daha önceki dopaenerjik sistemini aktive eden bir sistem harekete geçer ve onu sürdürmek için uğraşırız ya da oradaki ihtiyacımız ilk defa birine bir yakınlık hissettik bu çok tanıdığımız bir şey değil ama yakınlık hissetmeye ihitiyacımız var onu kaybetmemek için sürekli aklımızda onu düşünmekten hayata yönelmeyip oturduğumuz ortama dikkat veremeyecek hale gelebiliyoruz ve kimilerinde o kadar şey oluyor ki onu her an her zaman görmesi sesini duyması ondan bir şey alması gerekiyor yoksa orada olduğundan emin olamıyor ve o teması tekrar tekrar alması gerekiyor size göre aşk ne arkadaşlar?
X:Bana göre kavuşamamak.
Meral Hanım:Peki nasıl aşık oluyoruz arkadaşlar dediğim gibi bu derinlik burası insanın bu yoğunlukta bu heyecanda hissettiği ilk duygular ilk etkileşim beyinde ilk nesnelere tekabül ediyor çünkü kaynak oradan geliyor arkadaşlar ancak beyin her zaman şaşırtan bir uyarana heyecan duyar yeni bir uyarana ancak şaşırtan onun için bizi zorlayan beklenmedik bir anda olan beklenmedik bir şekilde olan işte o hayalindeki şeyin bir anda olması ya da hiç hayal edemediğin şeyle bir anda karşılaşmak iyi ya da kötü farketmez o heyecanı yaratan şey o dopaminerjik alanı da yaratır ve sizi farkında olmadan eline alır orada yeni bir alan oluşur bu iyi bir şeyle de olabilir kötü bir şeyle de olabilir mutlaka iyi bir şeyi çağrıştırması gerekmiyor dolayısıyla aşk sakin dingin yavaş yavaş işleyerek işlemleyerek belli bir süreç içerisinde oluşan bir duygu değildir arkadaşlar aşk oluveren bir şeydir yani o heyecan uyarılma hormonların değişmesi farklılaşması ve o şeye karşı bir heyecan ve arzu duyma yani kişinin normal çizgisinin ötesinde bir heyecan ve arzu eşiğinin yaratılmasıdır bana göre o heyecan ve arzu eşiği bu yoksunluk üzerine de kurulabilir aşırı alma aşırı mutlu olma üzerine de kurulabilir bir anda çarpma kaza yapma üzerine de kurulabilir biri tarafından çekiştirme üzerine de kurulabilir bu farklı yapılara göre değişebilir ve biyolojik olarak da duygularımızın kökeninde oluşan bu yapıya eşlik eden sistemde çok yoğun bir etkileşim olur aşkı çok fazla hormonel olarak tanımlıyorlar ama ben biyolojik ve hormonel kısmını aşkın hormonel doğasından dolayı değil de insanın hormonel doğasından biyolojik nörokimyasal doğasından dolayı aşkın oluştuğunu ön görüyorum çünkü zaten
aşkın oluşması için yeni bir heyecan dopaminal yeni bir eşik üstü bir şey yaşamamız gerekiyor şimdi o eşik üstü bir şey sürekli kalmaz her eşik bir gün aşılmak içindir arkadaşlar aşılmayacak ya da nötralize olmayacak bir eşikte manik olup delirirdik M.K’ın anlattığı manik ve depresif kısım çocuk için burası o sevgi ve yoğunluk alanında o manik coşkuyla hepimiz kafayı yerdik arkadaşlar onu yavaş yavaş nötralize edip normal bir şeye indirgemezsek zaten işlevselliğimizi ve sürekliliğimizi sağlayamayız tek bir heyecana kapılır oradan da kapılır gideriz diğer şeylere alanımız açılmaz dolayısıyla bu süreçten dolayı nörokimyasal bir tepkimesi oluşuyor aşkın biyolojik açıdan anlatmaya çalışırsam diye düşünüyorum anacak tabii ki aşkın içinde en büyük eklenen unsur cinsellik sevgiden ayrı tuttuğumuz yer sevgiyi de biraz ele alacağız şimdi cinsellik heyecan ve agresyonla tam paralel aynı dopaminerjik alandan hareket eder aynı sempatik sistemden hareket eder arkadaşlar dolayısıyla o heyecanı ve agresyonu katarak insanı yoran bir hal yaratır aşk zamanla aşkı sadeleştirip sakinleştirme ihtiyacımız biraz da bundan doğar zaten o agresyonu o heyecanı sürekli yüksek tutsak ona da dayanamayız her sistem kendi içinde bir denge bulmak üzere evriliyor aslında ancak bu yatıştırmayı sakinliği bulurken ilişki iyi kurulur arada bir ilişki kurulur ve sağlıklı kurulur ise aşk ölmez devam eder evrilir evrilmediği için devriliyor aşk bitiyor deniyor yoksa o heyecan ve doygunluk yoğunluk bir dönemdedir ancak oraya yeni ivmeler farklı ivmeler katmak lazım yeni bir şeyler katmak lazım sevecek aşık olacak birlikte yönelecek yeni bir şey katmak lazım borderlineların ilişkide sürekli kaos ve kavga çıkarmaları tam da bu ivvmeyi vermek içindir bu heyecanı bu yükseltmeyi ilişkiyi yükseltmek duygu-durumu yükseltmek heyecanı yükseltmek kaos ihtiyaçları da onun içindir çünkü uçlarda hissettikleri zaman hissediyor borderlinelar o kadar orada olmaya alışıklar ki basamıyorlar basamadıkları için de tabi çok yıpranıyorlar her açıdan çok yıpranıyorlar bazen de etraflarındakileri yıpratabiliyorlar ama onun bir dengeye inmesi gerekiyor onun için farklı bir şeye evrilmesi farklı bir sağlıklılıkta olması farklı bir denge bulması gerekiyor arkadaşlar ve aşık olduğumuz yapılar içerisinde dediğim gibi bir eksikliğimizden yakalanırız aşka her zaman bir eksiğimizle yakalanırız dediğim gibi ya o hazırlıksız olduğumuz bir şeydir ya bilmediğimiz bir şeydir ya yeni bir şeydir mutlaka bir eksikliğimizden aşk bizi yakalar arkadaşlar bunu her zaman aklımızda tutalım dolayısıyla eksik olduğunu söylediğimiz daha doğrusu bir şeyin var olduğunu ne kadar yoğun olduğunu anlatıyorsak ne kadar yoğun bir aşk yaşıyorsak o kadar eksik bir yanımızı tetikliyor demektir bu arkadaşlar tamam mı ve bu aşkın yoğunluğu dengelenip sakinleştirilmezse o eksikliğin boyutu ve talebi de ona göre büyüyecektir arkadaşlar çünkü aşk eksikliği dönüştüren bir şey değildir eksikliği somutlaştıracak bir araçtır bir çeşit eyleme vurmadır arkadaşlar tamam mı?Ancak ilk eyleme vurma ilk duvara çarptıktan sonra durup sakinleşip hemhal olup ortak bir şey yaratıldığında gerçek aşk olabiliyor ilk çarpmada değil ve gerçek aşk çoğunlukla yaratılmıyor oluşturulmuyor arkadaşlar özellikle bizim toplumlarda maalesef ki oraya düşmüyor kişiler çünkü birbirlerine bakmayı birbirlerini ayrı görmeyi birbirlerini tanımak üzere bir ilişki talep etmeyi bizim toplum çoğunlukla bilmiyor kafasındakini beklentiyi topluma göre olanı ve dağıtılanı ya da kendi eksiğini arayan bir ilişki üzerinden gidiyor ve ilişkide gelen tartışmaların çoğu da o kişiler üzerinden değil yine bu eksiklikler ve beklentiler üzerinden oluyor daha önce söylediğim gibi peki kime aşık oluyoruz kime aşık olabiliriz sizce arkadaşlar?
X:Kayıp nesnemize.
X:O anki ya da hayatımız boyunca ihtiyaç duyduğumuz şeyi karşılayacağını düşündüğümüz kişiye gibi yani karşıdakinin bende eksik ihtiyacım var tamamlayamıyorum karşıdaki bunu verecek gibi ve onda kalmaya çalışıyorum onunla ilişkilenmeye çalışıyorum gibi düşünüyorum ben.
X:Bir danışan örneğinden gideceğim bir kadın yaklaşık bir yıldır görüşüyoruz biz ilişkide kimi problemler yaşıyordu zaten beğenilmekle ilgili hissettiği yerler vardı çok fazla baskılandığı yerler vardı yeme düzeniyle ilgili spor düzeniyle ilgili vs. buralarla ilgili zaten eşiyle çok çatıştıkları bir dönemdeydiler sonrasında yıllardır birlikte çalıştığı yöneticisi çok
hayranlık duyduğu bir adam ve bu adam şirketten ayrılırken veda partisinde danışanımı öptü ve danışanım da ona karşılık verdi ve sonrasında tam olarak az önce konuştuğumuz bu aşk tanımınınçerçevesine aşırı uyan bir şey yaşamaya başladılar çok heyecanlı tüm ihtiyaçların karşılandığı aklının beğenildiği bedeninin beğenildiği hiçbir şeyin problem edilmediği her şeyin çözüme ulaştığı bir şey yaşamaya başladı yani hayatında şimdi eşiyle kurduğu ilişkide ne yoksa her şeyin bu alternatif evrende ona sağlandığı bir şeye oraya yakalandı ve sürüklenemye başladı galiba gerçekten eksik olanı.
Meral Hanım:Ama mesela o kadar zamansız zeminsiz ve plansız bir şeydir ki oraya zaman zemin plan katarsan çöker muhtemelen oraya dokunmazın o dönemde onu yoğunlaştırmakla meşgulsündür onu yoğunlaştırdıkça da altını da oyarsın farkında olmadan.
AŞK GELİNCE HER ŞEY DURUR
Aşk bir acze düşme kapasitesidir. Aşk, kendinde eksik olanı talep etmektir. İnsanın aşka düşmekten başka çaresi yoktur. Aşk istediğin gibi sevilme arzusuna çare aramanın çaresizliğidir.
Aşkı yıllarca arzu eder, yaşar, aşktan kaçar, aşk acısı çeker, filmini çeker, okur, yazar dururuz. Her an yaşamasak da yaşamımızda her an varlığını görüp konuşup hissedip var ederiz farklı şekillerde. Aşkın tanımı kişilere göre değişebilir görecelidir ve herkes farklı şekilde kendi hissettiğini temel olarak bir tanım yapabilir ancak literatürde aşk birbirlerine doğru güçlü bir şekilde çekilen insanların duygularını derinleştirmeleri ve ilişkiyi sürdürmeyi istemeye başlaması olarak tanımlanabilir. Bu noktada daha yoğun ve derin derin bir etkileşim hem fiziksel hem de duygusal daha ilişkisel olmakla ilgili taleptir. Aşk aklımıza düştüğünde beynimiz durur (frontal kontrolü sağlayamayız), düşüncemiz ve duygumuz oraya kilitlenir; sürekli ödülüne ulaşmaya odaklanmış bir dopaminerjik sistem harekete geçer ve durmaksızın bu ödülün getirdiği heyecanı hissetmek isteriz. Çünkü beklenmedik, bilinmez bir durumda yeni bir heyecan eşiği aşılmıştır. Bu heyecan geçmişteki meselelerinden mi sağlıklı bir yerden mi neden olduğunu bilmiyoruz ancak yoğun bir yakınlık hissetme ihtiyacı, aczi içine düşeriz ve bu durumu kaybetmemek için sürekli olarak ya kafamızın içinde onu yaşarız ya da onun peşinden koşarız. Orda olduğundan emin olma arzusu içine hapsoluruz.
Aşk, o denli zamansız, zeminsiz ve plansızdır ve durmaksızın kendini yoğunlaştırmakla meşguldür ve yoğunlaştırdıkça da altını da oyar farkında olmadan. Yoğunlaştıkça yangına dönnen aşk, gerçekliğe temas ettikçe solar.
Melanie Klein;’ın ifade ettiği manik ve depresif dönemi ilk aşkın oluştuğu aşamaları tanımlamak için anlamlı buluyorum. Manik alanda bebeğin sevgi ve yoğunluk alanında deneyimlediği her yeni duygusal, coşkusal deneyim ve eşik üstü heyecan manik bir alan yaratır ki bunun sönümlenmesi bu duyguyu sağlayan kaynakların kaybı ile vuku bulur. Henüz nesne sürekliliği gelişmemiş olan bebek her seferinde bir ölüm ve tam bir kayıp gibi yaşar nesnesini ve gerçeklik alanında depresyonla karşılaşır. Buraya düşmemek için hep aşkı aramak kaderine düşeriz. Ancak manik durumu yatıştırıp, yavaş yavaş nötralize edip normal bir şeye indirgemezsek zaten işlevselliğimizi ve sürekliliğimizi sağlayamayız tek bir heyecana kapılır giderdiriz ve yeni deneyimlere nesnelere yönelemeyiz. Bir yanılsama döngüsü içinde delirebiliriz.
Aşkın içine bu noktada ekleyeceğimiz en önemli unsur cinsellik; heyecan ve agresyonla tam paralel aynı sempatik sistemden hareket eder ve dopaminerjik etki yaratır. Dolayısıyla heyecan ve agresyon katarak insanı yoran bir hal yaratır aşk; zamanla aşkı sadeleştirip sakinleştirme ihtiyacımız biraz da bundan doğar. Kişinin kendine dönüp sakinleşmesi dengelenmesi ve yeniden ilişki kurabilir hale gelebilmesi için. Her sistem kendi içinde bir denge bulmak üzere evrilir aslında aşk özünde sevginin olduğu yatıştırıcı bir anlam ve sakinlik bulurken sağlıklı bir ilişkiye dönüşürse aşk ölmez devam eder ve evrilir. Yoksa yaşamda, ilişkide evrilmeyen her şey devrilir.
Aşık olduğumuz kişilere ve aşka bir eksikliğimizden yakalanırız; hazırlıksız olduğumuz bilinçli olarak bilmediğimiz bir şeydir. AŞK BİZİ BİR NOKTADA EKSİKLİĞİMİZDEN YAKALAR. AŞKI NE DENLİ YOĞUN YAŞIYORSAK EKSİKLİĞİMİZİN BOYUTU O DENLİ BÜYÜKTÜR. AŞK EKSİKLİĞİ DÖNÜŞTÜREN BİR ŞEY DEĞİLDİR. AŞK EKSİKLİĞİ SPMUTLAŞTIRAN BİR ŞEYDİR.
mutlaka bir eksikliğimizden aşk bizi yakalar arkadaşlar bunu her zaman aklımızda tutalım dolayısıyla eksik olduğunu söylediğimiz daha doğrusu bir şeyin var olduğunu ne kadar yoğun olduğunu anlatıyorsak ne kadar yoğun bir aşk yaşıyorsak o kadar eksik bir yanımızı tetikliyor demektir bu arkadaşlar tamam mı ve bu aşkın yoğunluğu dengelenip sakinleştirilmezse o eksikliğin boyutu ve talebi de ona göre büyüyecektir arkadaşlar çünkü aşk eksikliği dönüştüren bir şey değildir eksikliği somutlaştıracak bir araçtır bir çeşit eyleme vurmadır arkadaşlar tamam mı?Ancak ilk eyleme vurma ilk duvara çarptıktan sonra durup sakinleşip hemhal olup ortak bir şey yaratıldığında gerçek aşk olabiliyor ilk çarpmada değil ve gerçek aşk çoğunlukla yaratılmıyor oluşturulmuyor arkadaşlar özellikle bizim toplumlarda maalesef ki oraya düşmüyor kişiler çünkü birbirlerine bakmayı birbirlerini ayrı görmeyi birbirlerini tanımak üzere bir ilişki talep etmeyi bizim toplum çoğunlukla bilmiyor kafasındakini beklentiyi topluma göre olanı ve dağıtılanı ya da kendi eksiğini arayan bir ilişki üzerinden gidiyor ve ilişkide gelen tartışmaların çoğu da o kişiler üzerinden değil yine bu eksiklikler ve beklentiler üzerinden oluyor daha önce söylediğim gibi peki kime aşık oluyoruz kime aşık olabiliriz sizce arkadaşlar?
düşünüyorum anacak tabii ki aşkın içinde en büyük eklenen unsur cinsellik sevgiden ayrı tuttuğumuz yer sevgiyi de biraz ele alacağız şimdi
X:Kayıp nesnemize.
X:O anki ya da hayatımız boyunca ihtiyaç duyduğumuz şeyi karşılayacağını düşündüğümüz kişiye gibi yani karşıdakinin bende eksik ihtiyacım var tamamlayamıyorum karşıdaki bunu verecek gibi ve onda kalmaya çalışıyorum onunla ilişkilenmeye çalışıyorum gibi düşünüyorum ben.
X:Kayıp nesnemize.
Aşka düştüğümüz şey; an ya da hayatımız boyunca ihtiyaç duyduğumuz şeyi karşılayacağını düşündüğümüz kişiye gibi yani karşıdakinin bende eksik ihtiyacım var tamamlayamıyorum karşıdaki bunu verecek gibi ve onda kalmaya çalışıyorum onunla ilişkilenmeye çalışıyorum gibi düşünüyorum ben.
Meral Hanım:Ama mesela o kadar







