GERÇEK KENDİLİK – DAİMİ KİMLİK
İçinde kendi gerçeği olmayan bir kimlik ancak sahte kimlik olur.
Sağlıklı kimlik tanımlı, kalıcı ve hep aynı değere sahip bir olgudur.
Psk. Dr. Meral Aydın
Kimlik tanımını iki farklı bağlamda öznel ve sosyal kimlik tanımları üzerinden değerlendirilir. Öte yandan bu iki ana temanın üzerinde psikolojik, sosyolojik, antropoljik ve kültürel açıdan birçok farklı alt tanıma evrilebilir. Bu makalede psikolojik açıdan öznel ve sosyal kimlik etkileşimini irdeleyeceğim.
Eskiden insanlar tanışma sırasında birbirine “kimlerdensin” diye sorardı. Soyadı kanunundan evvel her ailenin bir lakabı ve ünvanı vardı ve bu lakaplar ile o akraba grubunun sosyo-ekonomik durumu ve toplumsal etki gücü ve tanınırlığı belli olurdu. Öte yandan bir danışanım bireysel terapisinde bir şeye ait olmaya ihtiyaç duyduğunu ve o nedenle ailesi tarafından benimsenmeye, tanınmaya ve onlara ait olduğunun hissettirilmesine ihtiyaç duyduğundan bahsediyordu. Birilerinden olmaya, onlardan olmaya ihtiyacım var diyordu ancak burada ifade ettiği aidiyet sosyal veya kültürel tanımdan bütünüyle farklı olarak kendi biricik bireysel varlığının olduğu hali ile kabul görüp benimsenmesine duyduğu ihtiyacı tanımlıyordu. Gerek bireysel biricik varlığımızı gerekse sosyal varlığımızı dahil ve ait hissetmeye duyduğumuz ihtiyaç kendimizi bir şeye göre tanımlamaya olan zorunluluğumuzdan doğar. Şayet kendimi ve kimliğimi ancak bir şeye göre tanımlayabiliyorsam, o şeyden bağımsız bir kendim ya da kimliğim olması pek de mümkün değildir. O zaman beni tam da ben gibi tanımlamanın bir yolu olabilir mi? Kimliğimin içinde kendiliğimi ve spontan varoluşumu ayan beyan sergileyebilir miyim?
Winnicott’un yalın ve derin ifadesinde “Saklanmak bir eğlencedir ancak hiç bulunamamak felakettir.”(akt: Chabert, 2008) derken; bize çocuğun potansiyel alanında oynadığı oyuna eşlik edecek olan annenin yeterince ve yerinde müdahalelerinin ve tüm bu oyunların çocuğun kendi içinde saklı olan ve çeşitli oyunlarla ebeveyninin bulup ortaya çıkarmasında ve bu iki özne arasındaki etkileşimin çocuk için uygun bir rezonansı sağlaması ve çocukta henüz oluşmakta olan ancak ortaya çıkarılmamış olan gerçek kendiliğinin gelişimi ve karakter oluşumu hususundaki etkileşim süreçleri ile ilgili olarak da yol gösteriyor.
Yeterince iyi bir anne ve yeterince iyi bir çevreye doğmak ve ayrıca da optimal zihin sağlığına sahip olmak kişinin gerçek kendiliğine ulaşabilmesi için en temel yapıtaşlarıdır. Şayet genetik olarak uygun sağlıklı donanımlara sahip isek kişi kendisini yaşam boyu yeniden inşa etme kapasitesine sahip olacaktır. Bana göre gerçek kendilik daima bozulmaz bir potansiyel olarak var olur. Ancak kişinin kendi gerçekliğine ulaşması için bireysel ve zorlu bir emek vermesi gerekir. Masterson kendilik oluşumunu tanımlarken sahte-kendilik ve gerçek-kendilik arasında yaptığı ayrımı Self Magazine’de yayınladığı makalesinde şöyle tanımlar: “İnsanlar sahte kendikliklerinin baskısı altında yanılsamalı bir başa çıkmayı benimserler ve gerçek kendiliğin yerine kullanırlar. Diğerlerine bağımlı olurlar ve değersizlik hislerini dindirmek için sürekli onlardan içsel bir güvenlik temin etmeye çalışırlar” (Masterson, 1985).
İnsanın iç ve dış gerçekliğe uyum sağlamaya yönelik her türlü girişimi psikolojide savunma düzenekleri olarak tanımlanır. Sahte kendilik dahi kişinin kalıcı ve sürekli bir kendilik, kişilik ve kimlik oluşturabilmesi için tesis ettiği ana savunma düzeneğidir. Burada bu detaylara girmeyeceğim ancak kişinin gerçek kendiliğini oluşturabilmesi için kullanacağı savunma mekanizmaları annesinin bebeği olduğu hali ile görme, duyma, kapsama, yatıştırma, güvende hissettirme ve yaşama yönelmeye yönelik olgun rehberlik edebilmesi gerekir. Bu da annenin sağlıklı ego kapasitelerinin olmasını gerektirir. Her zaman şunu açıkça ifade ederim; bireyin değiştiremeyeceği tek kaderi annesinin ego kapasiteleridir. Bunun ötesinde yaşamın kendisi uzun bir tamir sürecidir.
- Erikson, (1968) kendilik ve egonun ikili ve ayrılmaz doğasından bahsederken daha çok ego kimliği bağlamında, merkezi psikososyal işlevinin ışığında egonun sentez gücüne işaret eder. Kendilik kimliği bağlamında, bireyin kendi rol imgelerinin bütünleşmesini tanımlar. Masterson bu noktada bireyin maddedeki tek biçimlilik ve zamandaki süreklilik gibi kendisini algılamaya yöneldiğinde ego kimliğinden çok kendilik kimliğinden bahseder (Masterson, 1985, s.33). Yani kendiliğin kişinin gerçek öz potansiyeli olduğu ancak ego kapasiteleri sayesinde gelişimini sağlıklı sürdürebileceğini belirtir. Bu noktada ego ve kendilik başat işleyen ve aynı hızda ilerleyen dinamolar olmak zorundadır. Ego gelişimindeki yetersizlikler kendilik gelişiminde duraklamaya yol açar ve sahte kendilik gelişimine meyleder.
Duygu düzenleme ve kendini yatıştırma sanatı, temel bir hayat becerisidir. Psikanalitik düşünürler bunu en önemli psişik araçlardan biri olarak görürler. Duygusal açıdan sağlıklı bebekler, bakıcılarının kendilerini yatıştırma tarzlarını kendilerine aynen uygulamayı öğrenir ve beynin duygusal iniş çıkışlarından daha az zarar görürler (Kohut, 2004, s,107). Kohut, birincil olarak kendini sakinleştirme, kendini kabul etme, kendini etkinleştirme, kendini ortaya koyma, yaratıcılık ve öz saygı düzenlemesi kapasitelerinin kökenleri ve evrimi üzerine odaklanmıştır. Bu bağlamda kendilik psikolojisi zaman içerisinde ve değişen duygusal değişikliklere rağmen istikrarlı, öngörülebilir, özerk ve sürekli olan bir kendilik deneyimi bütünlüğünün elde edilmesi üzerine vurgu yapar (Klein, 1989, s.32).
Bu noktada kendilik kapasitelerinin açılımını sağlamak ve bu her bir maddenin Masterson yaklaşımında gerçek kendiliğin gelişimindeki elzem katkılarını aşağıda biraz daha detaylandırmak faydalı olacaktır. Kendilik aşağıdaki evreleri geçip bütüne ve özerkliğe ulaşmakta, hayati kapasiteler ya da kendilik fonksiyonlarının tümünü elde eder.
- Duygulanımın Kendiliğindenliği ve duygulanım canlılığı: Duygulanımı derin bir şekilde, canlı, coşkulu, kuvvetli, heyecanlı ve spontan bir şekilde hissedebilmek için gerekli kapasite.
- Kendilik Antitesi: Ebeveynlerinin ortaya çıkmaya başlayan kendiliği kabul ve desteği ile güçlenen erken dönem deneyimleri sonucu algının; kendiliğin uygun otorite ve irade tecrübelerine ve bu nesneleri edinmek için gerekli çevresel bağı elde etme hakını kazanmış olduğuna ikna olur. Kendiliğin tüm varlığı ile ortaya çıkabilme iradesini edinmesidir.
- Kendilik Aktivasyonu ve Kendilik Onamı ve Desteği: Kişinin kendine has özgün bireyleşme arzularını saptayıp tanımlamak ve bunları gerçek hayatta ifade etmek üzere özerk girişimlerde bulunmak, desteklemek, saldırıya maruz kaldığında savunabilmek için bağımsız, insiyatif ve onama gücünü kullanabilme kapasitesi. Bu onay, yeterli kendilik saygısını sağlamak için bir araçtır.
- Kendilik Aktivasyonunun Kabulu ve Kendine Güvenin Sağlanması: Kişinin kendiliğinin duygulanımsal bir durum veya çevresel mesele ya da etkileşimlerin her ikisinde de olumlu ve uyumlu bir tavırla başa çıktığını tanımlayıp kabul etmesi. Bu kabul, uygun kendine güvenin, bağımsız bir şekilde harekete geçebilmesi için itici bir güçtür.
- Kendilik Yetkinliği Kapasitesi; ‘Ortaya çıkan kendilik’ desteği ve ebeveynin kabulüne bağlı erken yetkinilik deneyimlerinden çıkarak bu algı, bu nesneleri elde etmek için gerekli olan çevresel girdilerin yanısıra haz ve hakimiyet deneyimlerini ayırmada kendiliğin yetkinlik kazanmasını sağlar.
- Kendiliği Etkinleştirmenin Onamı ve Kendilik Saygınlığının Devamlılığı; Terimin her iki anlamında birey kendiliğinin, kendilik halini saptaması ve kabul etmesi, bir duygulanımsal durumun, çevresel bir sorunun veya görevin uyum sağlamış olumlu bir tavır içerisinde üstesinden gelmesidir.
- Üzücü Duygulanımların Rahatlatılması; Kapasitenin özerk bir şekilde düzenlenmesi, üzüntülü duygulanımların yatıştırılması, sınırlandırılması ve en aza indirgemesi anlamına gelir.
- Kendiliğin Sürekliliği: Etkili bir üstdüzey tanzim (supraordinate) sayesinde belirli bir tecrübenin öznesi olarak “ben” in zaman içerisinde deneyimini sürdürdüğü ve bir başka deneyime ait “ben” ile özdeşleşebildiğinin betimlenmesi ve kabulüdür.
- Adanmışlık Kapasitesi (bağlılık): Kendiliğin, bir nesne ya da bir ilişkiye adanması ve bütün engellere rağmen hedefe ulaşmakda ısrar etmesi, ve amaca erişme yöneliminden vazgeçmemesi.
- Yaratıcılık Kapasitesi: Eski bilindik kalıpların yeni, özgün ve farklı kalıplarla değiştirilmesinde kendiliğin kullanılması
- İçtenlik Kapasitesi: Yakın bir ilişki içerisinde, ilişkinin bitmesi ya da terk edilmek kosunda minimum kaygı hissederek kendiliğin tam olarak ifade edebilmesi.
- Özerklik Kapasitesi; Terk edilme ya da yutulmaya ilişkin minimum korkuyla birlikte duygulanım ve kendilik saygınlığını özgür ve otonom bir şekilde düzenlemek için özerklik kapasitesi.
Gerçek kendilik düzeyinde birey, sağlıklı, arabulucu, olgun savunma düzeneklerine sahip olan ve kişileri hem sevebilme hem de nefret edebilme becerisine bir arada sahip olur. Bu noktada gerçek kendiliğe haiz kişiler ötekilerle ilişkilerinde paylaşıma açıktır, taahhütte bulunabilir, yakınlık gösterebilir, empati geliştirebilir, başkalarının bireysel düşünce, duygu ve isteklerini kabul edebilen bir düzlemde etkileşimde bulunabilirler. Bu birey kendi içinde, kendini yatıştırma, kendini kabule etme, kendiliğinden davranabilen, kendilik aktivasyonu yapabilen, kendini ortaya koyabilen ve tüm bunları duygulanım canlılığı ve yaratıcılığı katarak yapabilir.
Kişi her ne kadar gerçek kendilik kapasitelerine sahip olsa da kimlik bu yapının toplumsal bir düzlemde sergilendiği alanları ifade eder. O nedenle kişilerin kendilik tutarlılığını kimlik tutarlılığı içerisinde bütünleştirip sürekli kılabilmesi elzemdir. Günümüzde kopyala-yapıştır kimlikler, tutarsızlıklar, ahlaki ve toplumsal değerlerin tanımlarının artık tanımlanamaz şekilde değişmesi ve ancak ortak ve bütünleştirici bir noktada olmaması sahte kimlik ve/veya kimliksiz bir topluma doğru evrilmeye yol açıyor. Kendilik ve kimlik tanımlarının netliği kişiler arası güvenin sağlanmasında en önemli husustur.
Güven, yer çekiminin daim olduğunda ve her yere bastığımda beni üzerinde taşıyacağından emin olmam kadar değişmez olmalıdır. Ancak günümüzdeki devasa asfalt yollara rağmen sağlam basılacak zeminler pek de yerlerinde değiller. Çağımızın “zeitgeist”i yani “zamanın ruhu” enflasyon ekonomisi gibi. Enflasyon ekonomisi zorluklar ve fırsatçılıklara alan açar ve usulsüzlükler çoğalır. Toplumsal ahlak düzeni her an dalgalanan fiyatlar üzerinden dalgalanır ve kişiler daha çok kazanmak ya da katbetmemek için kardeşi, komşusu, ortakları ile çıkar çatışmasına girerler. Gerçekliğe uyum kendini gerçekliği bükmeye kurban eder. Bu noktada eğri, büğrü, zorlayıcı kimlikler kendilerine haklı zeminler edinebilirler.
Sağlıklı kimlik tanımlı, kalıcı ve hep aynı değere sahip bir olgudur. Değeri her gün sorgulanan ve her gün yeni bir değere göre tanımlanmak zorunda olan kimlikler ancak bir karmaşa ve kaosa doğru ilerler. Böyle durumlarda toplumsal kimlikle birlikte toplumsal hafıza da köklerinden kopar. Oysa köklenmeden yeşeremeyiz. İnsanın daima kimlerden olduğunu hatırladığı ve aslında esas olmaklığımızın insanoğlu olmaya dayandığını kimliğinin esas yapı taşı olarak tutarak, kendi varlığına ve ötekinin varlığına değişmez bir değerlilikle sahip çıkması gerekir. İnsan kimliği üzerine derinlemesine düşünüp felsefe yapmaya devam edeceğimiz en yüksek değerdir.
Psikeart Dergisi’nin 104. sayısında yayımlanan bu makale, derginin Kimlik temalı özel sayısında yayımlanmıştır.
KAYNAKÇA:
Chabert, C. (2008). Sınır işleyişler: Hangi sınırlar, psikanaliz yazıları. Istanbul: Bağlam Yayıncılık.
Klein, R. (1989). Introduction to the disorders of the self. In J.F. Masterson & R. Klein (Ed.). Psychotherapy of the disorders of the self, the Masterson approach. New York: Brunner/Mazel
Kohut, Heinz. (2006) Kendiliğin yeniden yapılanması, Cebeci, O. (Çev), İstanbul:Metis Yayınları
Kohut, Heinz. (2004). Kendiliğin çözümlenmesi, Cebeci, O. (Çev), İstanbul: Metis Yayınları
Masterson, J. F. (1985). The real self. Development self and object- relation approach . New York: The Free Press
Masterson, J. F. (1988). Search for the real self. Unmasking the personality disorders of our age. New York: The Free Press.







